Hz. Muhammed'in ecdadı Hanif dinlerini nasıl muhafaza etmişler?

Tarih: 16.06.2022 - 06:14 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Hz. Muhammed'in babası, amcası, dedesi gibi ataları Hristiyanlığın çok yaygın ve baskın olduğu bir dönemde Hanif dinlerini nasıl muhafaza etmişlerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Allah katındaki tek makbul din İslam’dır. Rabbimiz Hz. Âdem’den itibaren istisnasız bütün peygamberler aracılığı ile Hanif din, yani tevhid esası üzerine olan İslam dininin iman esaslarını insanlara tebliğ etmiştir.

İnsanların bir kısmı peygamberlere iman etmiş, bir kısmı etmemiş, bazen peygamberleri inkâr eden kavimler, inkâr ve zulümlerinde haddi iyice aşmaları sebebiyle topluca helak edilmişlerdir. Peygamberlerine iman edenler ve onlardan sonra gelen nesiller de umumiyetle tevhid dinini bozmuş ve yeni peygamberlerin gelmesine sebebiyet vermişlerdir.

Bahsettiğiniz Hanif dinin Kur'an’da vurgulanmasını biz ilk olarak Hz. İbrahim’de ve onun devamı olan nesillerde görüyoruz.

Hz. İbrahim’in oğullarından Hz. İshak ve daha sonra torunlarından Hz. Yakup (İsrail) ve onun oğlu Hz. Yusuf’tan, Hz. İsa’ya kadar Rabbimiz İsrailoğulları kavmine gönderdiği bütün peygamberleriyle iman esasları aynı, dedelerinin Hanif dini üzerine olan İslam dinini tebliğ ettirmiştir.

Ancak İsraioğlulları kendilerine gelen peygamberlerin tebliğlerini ve kitaplarını, işlerine gelecek şekilde tahrif etmiş hem Hanifliğin esası olan tevhid inancının içine farklı şekillerde şirk sokmuşlar hem de Hanif olan İslam dininin adını dahi Yahudilik ve Hristiyanlık diye değiştirmişler.

Hz. İbrahim’in büyük oğlu ve Hz. Peygamberin (asm) büyük dedesi olan Hz. İsmail ise Hanif dinini öğretmek ve Kâbe’yi ihya etmek üzere Allah tarafından Mekke’de vazifelendirilmiştir.

Kuraklığı, olumsuz iklim şartları ve toprak verimsizliği gibi sebeplerle yerleşik ve kapalı toplum gibi yaşayan Araplar dışında fazla ziyaretçisi olmayan Arap yarımadasında, bu Hanif din Mekke’den ancak etraftaki yerleşim birimlerine yayılmıştır.

Mekkeliler bir yerde geçim vesilesi yaptıkları Kâbe ve ona bağlı ibadet ve ritüeller için gelenleri geri çevirmemiş, hatta teşvik etmiş, ancak zamanla Hanif dinin içerisine dünyalık hesap ve işlerine gelecek şekilde şirk karıştırmışlardır.

Bir hatırlatma yapmakta fayda var ki, özellikle zamanla Hanif dinden uzaklaşan o zamanki Mekkeliler, Allah’a inanmıyor değiller; Allah’a inanıyorlar hatta Kâbe’yi dahi tavaf ediyorlar; ama kendi istedikleri şekilde dualarına putlarını aracı ve şefaatçi kılıyorlar, onun için de müşrik oluyorlar.

O zamanlar Mekke’de pek Yahudi yok, zaten Yahudilik inancına göre annesi Yahudi olmayan o dine giremez, dolayısıyla Arapların Yahudi olmaları pratik olarak mümkün değil.

Bahsettiğiniz Hristiyanlığa gelince, Hz. İsa sonrası o devrin hakim gücü ve putperest olan Romalılar “İsevilere” birkaç asır büyük zulüm uyguladılar. Ve henüz tevhid dini üzere olan İseviler bu zulüm karşısında dinlerini yaymak şöyle dursun, yaklaşık MS 3-4. asra kadar münzevi ve korku içinde bir hayat yaşadılar. Kapadokya bölgemizdeki yeraltı şehirleri İsevilerin Romalılardan sığındıkları yerleşim bölgeleriydi.

Akabinde Roma’nın Hristiyanlığı kabul etmesi, İznik Konsili, teslis inancının Hristiyanlığın ayrılmaz parçası olarak kabul edilmesi sonrası, Hristiyanlık Avrupa dışında da yayılmaya başlamış, ama kuzeyde ancak Şam ve belki Filistin bölgelerine kadar gelebilmiş, güneyde ise Habeşistan ve Yemen taraflarında ancak kendini göstermiş.

Yani Mekke bölgesinde halkın inancını etkileyecek ve baskılayacak kadar pek fazla Hristiyan yokmuş o zamanlar.

Müşriklerin hâkim olduğu o zamanki Mekke’de bulunanlardan aklıselim ve vicdan sahibi olanlar, yüzlerce yıl önce ataları Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in Hanif dininin belki şeriatını tam uygulayamadılar ama, en mühim olan iman konusunda Allah’ın birliğine iman ettiler.

Hz. Peygamberimizin (asm) peygamberliğine şahit olamayan babası Abdullah’tan, dedesi Abdülmuttalib’e, atalarına, oradan da Hz. İsmail ve Hz. İbrahim’e ulaşan nesebinin imanının tevhid inancı üzere pak ve temiz olduğu konusunda İslam alimleri ittifak halindedir diyebiliriz.

Ancak Hz. Peygamberin (asm) Hz. Hamza ve Hz. Abbas gibi bazı akrabaları ona iman etmiş, amcası Ebu Talib gibi bazıları iman etmemiş, bir diğer amcası Ebu Leheb gibi bazıları da en büyük düşmanı olmuştur.

Konu hakkında detaylı bilgi için tıklayınız:

Peygamberimiz'in annesinin, babasının, dedesinin ve amcalarının ...

Hanif ne demektir? Cahiliye döneminde Haniflik nasıldı?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun