Hz. Peygamber çoğu zaman arpa ekmeği mi yerdi?

Tarih: 19.07.2023 - 07:13 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Abdullah İbni Abbâs radıyallahu anhümâ şöyle demiştir:

Resulullah aleyhissalatü vesselam, yemek yemeksizin peşpeşe birkaç gün aç olarak gecelerdi. Ailesi de yiyecek akşam yemeği bulamazdı. Çoğu zaman ekmekleri arpa ekmeği idi. (Tirmizî, Zühd 38)

Abdullah İbni Abbas, Hz.Peygamber (asm) ve ailesinin yaşadığı hayatı ashab arasında en iyi bilenlerden biridir. Çünkü o, Efendimizin amcası Hz. Abbas’ın oğlu idi. Peygamber Efendimizin hanımı Meymune validemiz de Abdullah’ın teyzesiydi. Bu yakınlık sebebiyle ve yaşı da küçük olduğu için Peygamberimizin evine sıkça gider, hatta bazı kere orada gecelediği olurdu.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) kendi şahsî halini ve aile fertlerinin durumunu başkalarına açıklamaktan son derece sakınırdı. Fakat kendisine nesep ve hizmet itibariyle yakın olanlar hem kendisinin hem de aile efradının hangi şartlar içinde hayatlarını geçirdiklerini bize açıklamışlardır.

Onların bize ulaşan rivayetlerinden hem Efendimizin (asm) hem de aile çevresinin hayat şartlarını en ince ayrıntılarına kadar öğrenme imkânına sahip olmaktayız.

Bunlar, Allah’ın en sevgili kulu olan Peygamber Efendimizin (asm) ne kadar sade bir hayat sürdüğünü, lüks ve israftan, dünyaya düşkünlükten ne derece uzak durduğunu bize gösteren örnekler ve hayat düsturu hâline getirmemiz gereken prensiplerdir.

Hz. Aişe radıyallahu anha da şöyle demiştir:

Muhammed’in aleyhissalatü vesselam ailesi, onun vefat ettiği ana kadar, iki gün arka arkaya arpa ekmeğiyle karnını doyurmadı. (Buhârî, Eymân 22; Müslim, Zühd 22)

Müslim’in bir rivayeti şöyledir:

Muhammed’in aleyhissalatü vesselam aile efradı, Medine’ye geldiği günden vefat ettiği ana kadar, üç gün arka arkaya buğday ekmeğiyle karnını doyurmadı. (Müslim, Zühd 20. Ayrıca bk. Buhârî, Rikak 17)

Hz. Peygamber Efendimizin ailesi (Âl-i Muhammed) tabiri, dar anlamda Peygamber Efendimizin (asm) eşlerini, hizmetinde bulunup bakmakla yükümlü olduğu kimseleri, daha geniş anlamda kendisinin nesebinden olan herkesi, eşlerini, zekât almaları haram olan Benî Hâşim ve Benî Abdülmuttalib’e mensup olanları kapsar.

Bu iki hadis-i şeriften birinde arpa ekmeği, diğerinde buğday ekmeğinden bahsedildiğini görmekteyiz.

Peygamber Efendimizin (asm) zamanında hem arpa hem de buğday, ele geçirilmesi ve bulunması zor yiyecek maddeleriydi. Buna rağmen her iki maddeyi yeme imkânı en yüksek olan kimse de Peygamberimizdi. Fakat Resûl-i Ekrem, hiçbir zaman içinde yaşadığı toplumun sahip olmadığı imkânları elde etme ve onlardan farklı yaşama gibi bir eğilim içinde olmadı.

İnsanlar açlık çekmekteyse, bunu önce ve herkesten çok Peygamber Efendimiz (asm) ve ailesi çekti. Oysa Cenab-ı Hak tarafından Peygamberimize, isterse yeryüzünün hazinelerinin verilmesi, dilerse Mekke’nin dağlarının kendisi için altın kılınması teklif edilmişti.

Resul-i Ekrem (asm) bunları istemeyerek şöyle dedi:

“Bir gün aç kalıp sabrederim, bir gün karnımı doyurur şükrederim. Çünkü iman biri diğerini tamamlayan iki yarımdır: Bir yarısı şükür, diğer yarısı da sabırdır.” Allah da şöyle buyurur (İbrâhim suresi, 5): “Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.” (bk. Ali el-Kârî, Mirkât, 9/89)

Bu ve benzeri rivayetlerden hareketle, Peygamberimizin (asm) dünya hayatında lüksü ve zenginliği öne geçiren bir yaşayış tarzını arzu etmediğini, buna karşılık, açlık ve tokluk içinde geçen, sabrı ve şükrü yerine getirmeye vesile olan orta hâlli bir hayatı tercih ettiğini söyleyebiliriz.

Bazılarının iddia ettiği gibi, Hz. Peygamberin (asm) başlangıçta fakir, fakat sonradan zengin olduğu yönündeki anlayışı doğru kavramak gerekir. Bazı kere Hz. Peygamberin elinde çok mal bulunduğu doğru ise de bir başka doğru da onun elinde bulunan malı uzun süre tutmadığı, biriktirmediği, kendine saklamadığı ve Allah rızası için sarfettiği gerçeğidir.

Nitekim Efendimiz (asm) vefat ettiğinde, zırhının, ödünç aldığı arpa karşılığında bir Yahudide rehin bulunmakta olduğu gerçeği, üzerinde durulup düşünülmesi gereken bir özellik taşır. Buna göre:

- Peygamberimiz (asm) ve aile fertlerinin bazı kere günlerce aç kaldığı olmuştur.

- Hz. Peygamber, aile çevresiyle birlikte zühdün ve geçimlerine yetecek derecede rızıkla yetinmenin en güzel örneğini sergilemiştir.

- Peygamberimiz, hayatının hiçbir safhasında lüks ve zenginlik içinde yaşamamıştır.

- Peygamberimiz, açlık ve tokluk arasında orta hâlli bir hayat sürmüştür.

- Fakirliğe sabır, zenginliğe şükür müminler için bir görevdir.

- İnsan ne kadar zengin de olsa lüks ve israfa yönelmemelidir. (İmam Nevevi, Riyazü's-Salihin Tercüme ve Şerh, h.no: 491)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun