Necm Suresi 3. ve 4. ayetleri açıklar mısınız?

Tarih: 29.07.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

"Kişisel arzularına göre de konuşmamaktadır. O, kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir." (Necm, 53/3 ve 4)

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Necm Suresi, ayet 3 ve 4:

"Kişisel arzula­rına göre de konuşmamaktadır. O, kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir."

Ayetlerin Tefsiri: 

3. O, hevâdan (nefsinin arzularına göre) da konuşmuyor. Onun konuşması, özellikle Kur'ân kelâmını söylemesi kendi görüş ve arzusundan, gönlünün meyli ve ona olan sevdasından kaynaklanmaz. O, öyle sırf kendisine ait bir söyleyiş değildir. Şu halde Hz. Peygamber (asm) ne bir şâirdir, ne de kendi keyf ve arzusuna göre hüküm vermek isteyen ehl-i hevâ (kendi isteğine göre yaşayan)lardandır.

4. O, yani Kur'ân veya onun lafzi söylenişi, ancak bir vahiydir, orada vahyin dışında bir söz yoktur. O, yalnız vahyolunur. Yani bunlar ancak, Allah tarafından kendisine vahiy ve tebliğ edilmek suretiyle bilinip söylenebilir. Bilimsel gerçekler, özellikler, istikbâlin karanlıklarını keşfederek verilecek hükümler ve söylenecek haberler, ancak Allah tarafından yapılacak haber verme ve denemeye dayanmaktadır.

Hz. Peygamber (asm)'in hiç, ictihâdı ile amel etmediğini ileri süren âlimler, görüşlerine bu âyeti delil getirmektedirler. Fakat "Allah seni affetsin, niçin onlara izin verdin?" (Tevbe, 9/43) gibi âyetler, Hz. Peygamberin ictihâd yaptığını, ancak isabet etmediğinde, o halde bırakılmayıp vahyile düzeltildiğine işaret etmektedirler. Bu âyet de esas itibariyle Kur'ân hakkındadır. Ancak Hz. Peygamber (asm)'in hadislerini de içine almak üzere ifade ettiği mutlak mânâda yorumlandığı takdirde de, âyetin son tarafına dikkat etmek gerekecektir. (bk. Kur'an-ı Kerim Tefsiri, Elmalılı M. Hamdi Yazır)

Kur'an'da değişik vesilelerle ifade edildiği üzere Hz. Peygamber (asm) bir be­şerdir, ama Allah'dan vahiy almaktadır. Birinci özelliği onun şahsıyla ilgili bir hu­susu yani asla tanrılaştırılmaması gerektiğini, ikinci özelliği de Allah adına bildir­diklerinin sıradan bir insanın sözleri olarak düşünülmeyip lâyık olduğu yerde tu­tulmasının ne kadar önemli olduğunu belirtmektedir. Bu âyetlerde de onun pey­gamber olarak tebliğ ettiklerinin kişisel arzularına göre söylenmiş sözler olamaya­cağına bir vurgu yapıldığı görülmektedir. 

Üçüncü ayette "konuşma, söyleme" anlamında bir fiil kullanılmış olmasından hareketle, Resûlullah (asm)'ın bütün söylediklerinin vahiy olduğu, dolayısıyla herhangi bir konuda ictihad ettiğinin söylenemeyeceği yorumu da yapılmış olmakla beraber, başka deliller bu yorumu çürütmektedir. Ayrıca, beşer olarak yani günlük hayatın akışı içinde kişisel düşüncelerini belirt­mek üzere veya (yargıç, devlet başkanı, komutan vb.) değişik sıfatlarla söylediği ve o bağlamda değerlendirilmesi gereken sözlerinin bulunduğu da bilinmektedir. 

Bu âyetlerin asıl konusu Hz. Muhammed (asm)'in vahiy almasını yani peygamberlik sıfatını inkâr edenlere; onu şair, kâhin vb. sıfatlarla niteleyip Kur'an'ı kendisinin uydurduğunu söyleyenlere bir reddiyede bulunmaktır. (Taberî, XXVII, 42; Râzî, XXVIII, 281-284) 

Bununla birlikte, bu âyetlerin başka delillerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Resûlullah'ın tebliğ mahiyetinde olmayan söz ve davra­nışlarının da vahyin kontrolü altında bulunduğu ve bir konuda ictihad ettiğinde yanlış sonuca ulaşırsa ona bunun doğrusunun mutlaka bildirildiği anlaşılmaktadır. (Bu konularda bilgi için bk. Nisa 4/59,105; Mâide 5/67; vahyin mahiyeti, çeşitle­ri ve yolları hakkında bk. "Tefsire Giriş" bölümü, "I. Kur'ân-ı Kerîm A)

(bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu:V, 105-106.)

İlave bilgi için tıklayınız: 

Sünnetin bağlayıcılığı, örnek alınması ve kaynağının vahiy olup olmadığı konusunda bilgi verir misiniz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun