Kul hakkına girince hemen helallik istemek gerekir mi?

Tarih: 07.09.2022 - 11:46 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evet, kul hakkına girince hiç zaman geçirmeden acele etmeli ve helalleşmek için gerekenleri yerine getirmelidir.

Allah hakkı veya kul hakkı çiğnenince öncelikle hemen üzülmeli, bundan sonra bir daha aynı hataya düşmeyeceği konusunda samimi ve dürüst olarak tövbe edilmeli, bir daha aynı günaha girmeyeceği konusunda söz verilmelidir.

Bundan sonra, namaz, oruç gibi Allah haklarından olan bir ibadet yerine getirilmediyse hemen kaza edilmelidir.

Eğer kul hakkı ise özür dilenmeli, hakkını affetmesi için ne gerekiyorsa yapılmalı, maddi bir zarar söz konusu ise zararını karşılanmalıdır.

Ölümün ne zaman geleceği belli değildir, her günahtan sonra ölümün gelme ihtimaline göre derhal tövbe edip helalleşme yoluna gidilmelidir; yoksa ahirete kalabilir. Kıyamet gününde kul haklarının hesaplaşması ise dünyaya benzemez, oradaki helalleşme sevaplar ve günahlar vasıtasıyla olacaktır. Dolayısıyla bugünden bunun önleminin alınması elzemdir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur:

"Kimin üzerinde din kardeşinin onuru, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün geçerli olmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helalleşsin. Yoksa kendisinin salih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınır, hak sahibine verilir. Şayet iyilikleri yoksa zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir." (Buhârî, Mezâlim 10, Rikâk, 48)

Yine, bu sevap-günah takasının insanı ne derece zor durumda bırakabileceği şu hadisten tüm netliğiyle anlaşılmaktadır:

"Asıl müflis, kıyamet gününde kıldığı namaz, tuttuğu oruç ve verdiği zekâtla gelir. Ancak dünyada iken şuna sövmüş, buna iftira atmış, ötekinin malını yemiş, berikinin kanını dökmüş, bir başkasını da dövmüştür. İhlal ettiği bu hakların karşılığı olarak iyiliklerinden alınıp hak sahiplerine verilir. Şayet hesabı görülmeden iyilikleri biterse, mağdur ettiği insanların günahlarından alınarak bunun üzerine yüklenir, sonra da cehenneme atılır." (Müslim, Birr, 59)

Kıyamet günü kul haklarının hesaplaşması o derece hassas ve çetin olacaktır ki müminler cennete girmeden hemen önce üzerlerindeki kul haklarından arındırılacaklardır:

"İnananlar cehennemden kurtulunca cennetle cehennem arasındaki bir köprüde bekletilirler ve dünyada iken birbirlerine yapmış oldukları haksızlıkları ödeşirler. İyice temizlenip birbirinin hakkından arındırılıncaya kadar cennete girmelerine izin verilmez." (Buhârî, Mezâlim, 1; Rikâk, 48)

Bu nedenle önceliğimiz kul hakkına girecek durumlardan uzak durmaya ve kul hakkını önleyici tedbirler almaya çalışmalıyız:

İlk olarak, kul haklarının ihlal edilmemesi için bu konuda toplumda yeterli seviyede farkındalık ve bilinç uyandırılmalıdır. Bunun yolu ise eğitim ve bilgilendirmedir. Hak ihlali söz konusu olan konular ve hak sahipleri iyi tanınmalı, muhatap kişi anne-baba, evlat, eş, akraba, komşu, yetim, fakir, işçi-işveren, vb. her kimse ona karşı olan sorumluluklar iyi bilinmelidir.

İkinci olarak, muhtemel hak ihlallerine izin vermemek için konusuna göre gerekli tedbirler alınmalıdır.

Örneğin, ölçü aletlerinin doğru değerde olup olmadığına dikkat edilmeli, istenilen malzemenin altında malzeme kullanmamaya özen gösterilmeli, görevlendirmelerde güvenilir ve yetkin kişiler işin başına geçirilmeli, bu konularda gerekli kontrol ve denetim mekanizmaları çalıştırılmalı, hak ihlallerinin maddî ve manevi yönden topluma maliyeti konusunda farkındalık oluşturulmalıdır.

Üçüncü olarak, hak ihlallerine karşı etkili caydırıcılığın temini için topluma ve devlete birtakım görevler düşmektedir. Etkin bir yargı sistemi ile mağdurların hakları rahatlıkla alınabilmelidir ki muhtemel hak ihlalleri önlenebilsin.

Bu hususta, “İçinde, zayıf kimsenin incitilmeden hakkını alamadığı bir toplum yücelemez (veya yücelmesin.) (İbn Mâce, Sadakât, 17) hadisi yol göstericidir.

Toplumun görevi ise mazlumun yanında durmak ve yapılacak hak ihlalini engellemek için çaba harcamaktır. İnsanların zalimi görüp de zulmünü engellemedikleri zaman herkesi kapsayacak bir azabın gelmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten hadis (bk. Tirmizî, Tefsîru’l-Kuran, 5) bu hususta önemli bir uyarı olarak değerlendirilmelidir.

Helallik İstemek

Helallik isteme, hak ihlali yapan kişinin başvurması gereken ilk yoldur. Bu hususta kesinlikle bir çekince yaşanmamalıdır Zira ahiretteki hesaplaşma çok daha çetin olacaktır.

Allah Teâlâ, zalimlerin yeryüzündeki her şeye, hatta bunun yanında bir kat fazlasına daha sahip olsalardı, kıyamet günündeki korkunç azaptan kurtulmak için hepsini feda edeceklerini bildirmiştir. (Zümer 39/47)

Hz. Peygamber (asm) Efendimiz de müminleri helalleşmeye şu sözleriyle davet etmektedir:

"Allah, mal ve onur konusunda bir kardeşinin hakkını ihlal edip de ne dinarın ne de dirhemin bulunmayacağı kıyamet gününden önce onunla helalleşen kuluna rahmet etsin." (Tirmizî, Sıfatu’l-kıyâme, 2)

Helal Etmek

Hz. Peygamber (asm), bir müminin bir kabahatinden dolayı kardeşinden özür dilediğinde, özrünün kabul edilmemesinin büyük bir vebal olduğunu söylemiştir. (İbn Mâce, Edeb, 23)

Yine, Hz. Peygamber (asm), bir defasında huzuruna gelip işlediği suçtan dolayı hizmetçisini kaç kere affetmesi gerektiğini soran kişiye “Her gün yetmiş kere” cevabını vererek insanların hoşgörülü olmalarını istemiştir. (bk. Tirmizi, Birr, 31; Ebû Dâvûd, Edeb, 123)

Konuyla ilgili bk. Mehmet Çimen, Hadislerde Kul Hakkı İhlalleri (Mezalim) ve Çözüm Yolları, Bartın Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Dergisi, 15 (Haziran 2021), 63-91.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun