Şafii mezhebine göre hayız, nifas (lohusalık) ve istihaze halleri ile ilgili hükümler nelerdir? Şafi mezhebinde aynı toprakla kaç defa teyemmüm yapılır? - Sorularlaislamiyet.com Mobil
Soru
Şafii mezhebine göre hayız, nifas (lohusalık) ve istihaze halleri ile ilgili hükümler nelerdir? Şafi mezhebinde aynı toprakla kaç defa teyemmüm yapılır?
Sorunun Detayı
Şafii mezhebine göre hayız, nifas (lohusalık) ve istihaze halleri ile ilgili hükümler nelerdir? Şafi mezhebinde aynı toprakla kaç defa teyemmüm yapılır?
Cevap

KADINLARA MAHSUS ÖZEL HALLER

Kadınlara mahsus özel haller; hayız, nifas ve istihâze olmak üzere üç çeşittir.

1. Hayız Hali

Kanama gerektiren bir hastalığı bulunmayan, dokuz veya daha yukarı yaştaki bir kadının doğum sebebi olmaksızın tenasül organından kan akmasına hayız (âdet veya aybaşı) hali denir. Hayız halinin en az süresi bir gün bir gece, en uzun süresi ise on beş gün on beş gecedir. Hanefî mezhebine göre bu sürenin en azı üç gün üç gece, çoğu ise on gün on gecedir.

Bir gün bir geceden az süren kanamayla on beş günden fazla süren kanama hayız değildir. Bu, bir özür veya hastalıktan kaynaklanan kanamadır. Bu durumda kadının âdetine itibar edilmez. Hayız kanamasının süresiyle İlgili olarak Hz. Ali'nin şöyle dediği rivayet edilir:

"On beş günü geçen kanamalarda akan kan, istihâze (özür ve hastalık) kanıdır.”1

Genelde hayız hali altı-yedi gün sürer. Hamne bin Cahş adındaki bir kadın, âdet süresini sorduğunda Hz. Peygamber (asm) kendisine şu cevabı vermiştir:

"Allah'ın ilminde (ki takdirine göre) altı ya da yedi gün âdet görür, sonra gusledip yirmi dört ya da yirmi üç gün ve gece (sürecek olan temizlik döneminde) namaz kılarsın. Bu senin için yeterli olur. Kadınların âdet vaktinde hayız görmeleri ve temizlik dönemlerinde de temiz kalmaları süresine göre her ay böyle yap.”2

Hayız kanı, siyah rengi, şiddetli akışı ve pis kokusu ile istihâze kanından ayırt edilir. Âdet süresi içinde kalmak kaydıyla kanamanın kesintiye uğradığı süreler de hayız hali sayılır.3

Hayızdan Temizliğin Süresi

Hayızdan temizliğin en az süresi on beş gündür. Bir kadın hayız kanaması görür, söz gelimi aradan üç gün geçtikten sonra kanaması durur, bu durgunluğun üzerinden on dört gün geçtikten sonra yeniden kanama başlarsa bu, hayız kanı sayılmaz. Temizliğin iki hayız kanaması arasında oluşu şöyle açıklanabilir:

Bir kadın hayız kanaması görür, normal âdetinin bitiminde kanaması durur, bahsedilen temizlik süresi geçtikten sonra yeniden hayız kanaması başlarsa, arada geçen bu temizlik dönemi iki hayız arasındaki temizlik süresi olur.

Hayız kanamasıyla nifas kanaması arasındaki temizlik döneminin alt sınırı yoktur. Diyelim ki nifas (lohusalık) halindeki bir kadının kanaması durur, bu durgunluk sadece bir gün sürse bile sonra yine kanaması başlarsa bu ikincisi hayız kanaması sayılır.

Hayızdan temizlik süresinin üst sınırı yoktur. Meselâ bir kadın kendisinde hayız kanaması görmeye başlar, bu âdetinin bitiminde kanaması kesilir de artık bir daha ömür boyu kanama görmeyecek olursa bu kadın temiz sayılır. Bunun yanında bir kadın bir gün süreyle kanama görür, sonra bu kanaması durur; aradan bir gün geçince kendinde yine kanama görürse, arada geçen bu kesinti süresince hayızlı sayılır.

2. Nifas Hali

Doğumun gerçekleşmesi ve rahmin çocuktan tamamen boşalmasından sonra, kadından akan kana nifas (lohusalık) kanı denir. Bu kanama doğumdan sonra olur. Ama doğumun gerçekleşmesinden on beş gün veya daha fazla bir süre sonra görülen kanama nifas değil, âdet kanıdır. Doğum sancılarından önce akan kanlarla doğum esnasında akan kanlar, nifas kanı olmayıp başka kanlardır.

Hanefi mezhebine göre doğum esnasında çocuğun vücudunun çoğu dışarı çıkmış ise akan kan nifas kanıdır. Bu esnada kadın eğer âdet döneminde ise akan kan âdet kanıdır. Ama âdet döneminde değilse bu bir hastalıktan ötürü akmakta olan kandır.

Kadının karnı yarılarak (sezeryanla) çocuğu çıkarılacak olursa, kadın bu durumda lohusa sayılmaz. Ama doğumla sona erecek bir iddet beklemekteyse, iddeti bu operasyonla sona erer.

Düşük yapan kadın da lohusa sayılır. Düşürdüğü şey henüz insan suretine bürünmemiş bir et parçası veya kan pıhtısı olur da doğum uzmanları, düşürülen şeyin insan aslı olduğunu söylerlerse, kadın yine lohusa sayılır.

İkiz doğuran bir kadının lohusalık (nifas) hali, ikinci doğumdan itibaren başlar. Hanefî mezhebine göre ise ikiz doğuran kadının nifas süresi, birinci doğumdan itibaren başlar.

Birinci doğumdan sonra görülen kanlar nifas kanı sayılmaz. Bu kanama hayız dönemine rastlarsa hayız kanı, hayız dönemine rastlamazsa hastalık ve özür kanıdır.

Nifas süresinin alt sınırı yoktur. Kadın bir an kanama görmekle bile nifaslı olur. Doğumdan hemen sonra kanı kesilen veya kansız doğum yapan kadının nifası da hemen tamamlanmış olur. Bu durumda olan kadınlar, temiz halde yapılabilecek her işi yapabilirler.

Nifasın en üst sınırına gelince, bu altmış gündür; ama çoğunlukla da kırk gündür. Nifas kanamaları arasına giren temizlik süresi on beş günü aşarsa bu kesinti, temizlik hükmünde olur. On beş günden az olursa nifas hükmünde olur. Bundan sonra görülen kanlarsa hayız kanıdır. Hanefî mezhebine göre ise nifas süresi zarfında görülen kesintiler on beş gün kadar olsa bile nifastır.

Doğumdan sonra hiç kanama görülmez de on beş güne kadar temiz kalınırsa, arada geçen bütün zaman boyunca kadın temiz sayılır. Bundan sonra görülen kanlar hayız kanlandır. Bu durumdaki kadın lohusalık görmemiş olur.

3. İstihâze Hali

Hayız ve nifas zamanları dışında kadının rahminden akan kana istihâze kanı denir. Âdet görmeye yeni başlayan istihâze halindeki kadın, kanları birbirinden ayırt edebiliyorsa (mümeyyize ise) bunun gördüğü kan, kuvvetlice akıyorsa, hayız kanıdır. Ancak bunun hayız kanı sayılabilmesi için bir gün bir geceden az, on beş gün ve on beş geceden de fazla sürmemesi gerekir. Bu durumdaki kadının görmekte olduğu zayıf şiddetteki kanamalar, hayız olmayıp temizlik hükmüne dahil olurlar. Ancak bu zayıf kanamanın da, temizlik süresinin alt sınırı olan on beş gün ve on beş geceden az olmaması ve akışının da peş peşe olması şarttır.

Kadın bir gün siyah, bir gün de kırmızı kan aktığını görürse, kanları birbirinden ayırt etme şartını yitirmiş olur. Eğer bu iki durumda ayırt etme şartı bozulursa, hayız süresi bir gün bir gece olarak takdir edilir; ayın geri kalan kısmında temiz sayılır. Nitekim yeni âdet görmeye başlayan (müptedie) bir kadın, kuvvetli kanla zayıf kanı birbirinden ayırt edemiyorsa bu uygulamaya başvurur. Eğer ayırt edebiliyorsa kuvvetli kanı hayız sayılır. Ama kuvvetli kanla zayıf kanı birbirinden ayırt edemiyor, âdetinin de ne zaman başlayıp ne zaman sona ereceğini biliyorsa, bu durumda âdetine göre hareket edilir. Âdet süresi içindeki kanamalar hayız, âdet süresi dışındaki kanamalar ise istihâze sayılır.

Kendisinde istihâze kanamaları görülen kadın, özürlü kimseler hükmündedir. Bu durumdaki kadınlar, hayızlı ve nifaslı kadınların yapamayacakları şeyleri yapabilirler. Örneğin namaz kılabilir, Kâbe-i Muazzama'yı tavaf edebilir, Mushaf-ı Şerife el sürebilir, itikâfa girebilir ve Kur'ân-ı Kerîm okuyabilirler.

Hayızlı ve Nifaslı Kadının Yapamayacağı İşler

Cünüp kişinin yapması haram olan işleri, hayızlı veya nifaslı kadınların da yapması haramdır. Meselâ namaz kılamaz, tilâvet secdesi yapamaz, Mushaf-ı Şerife el süremez, mescide giremez, Kabe'yi tavaf edemez, itikâfa giremez, Kur'ân-ı Kerîm okuyamazlar. Bunlara ek olarak bazı şeyler daha yapamazlar ki, onları da detaylarıyla birlikte şöyle sıralayabiliriz:

1. Hayızlı veya nifaslı kadın, âdeti veya lohusalık süresi sona erdiğinde gusledip temizlenmelidir. Ama âdeti veya lohusalığı sona ermeyip devam etmekteyse, bu kanamalardan dolayı temizlik için gusletmesi ya da abdest alması haramdır. Yalnız bu haldeyken bile cünüplükten kurtulmak, ihrama girmek veya Mekke-i Mükerreme'ye girmek için gusletmesi caiz, hatta müstehap olur.

2. Hayızlı veya nifaslı kadın namaz kılamaz. Nitekim bir hadis-i şeriflerinde sevgili Peygamberimiz (asm) bir kadına hitaben şöyle buyurmuştur:

"Hayız kanaması başladığında namazı bırak."4

Bu haldeyken kılınmayan namazlar, temizlik dönemine girildiğinde de kaza edilmezler. Kadınlar bu hale sık sık mâruz kaldıklarından dolayı, kılamadıkları namazları kaza etmeleri onlar için çok zor olur. Bu yüzden özel haldeyken kılamadıkları namazlarını daha sonra kaza etmekten muaf tutulmuşlardır. Kaza ederlerse, mekruh bir fiil işlemiş olurlar.

3. Hayız veya nifas halindeyken kadınların oruç tutmaları haramdır. Ancak tutamamış oldukları oruçları, temizlik dönemine girdiklerinde kaza etmeleri gerekir. Bununla ilgili olarak Hz. Âişe (ra)'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Resûlullah'ın zamanında âdet görürdük. (Temizlik dönemine girdiğimizde), tutamamış olduğumuz oruçları kaza etmemiz emredilirdi, ama kılamadığımız namazları kaza etmemiz emredilmezdi."5

Oruç, namaz gibi sıkça tekrarlanan bir ibadet olmadığından, özel haldeyken oruç tutamayan kadınların, temizlik dönemine girdikten sonra bu oruçlarını kaza etmeleri gerekir.

4. Hayız veya nifas halindeyken kadınların Kabe'yi tavaf etmeleri haramdır. Nitekim Hz. Âişe (ra) hacca giderken Mekke yakınlarında âdet görmeye başlayınca, bunun hac ibadetine engel olacağı endişesiyle ağlamış, bunun üzerine sevgili Peygamberimiz (asm) ona şu yolu tavsiye etmiştir:

"Hac eden kişinin her yaptığını yap, sadece Kabe 'yi iavaf etme.”6

5. Hayız veya nifas halindeyken kadınlar Mushaf-ı Şerife el süremez, ezberden de olsa Kur'ân-ı Kerîm okuyamazlar. Temiz olmayanların Kur'ân-ı Kerîm'e el süremeyecekleri şu âyet-i kerîmede de ifade edilmektedir:

"Ona ancak temiz olanlar dokunabilir.”7

Bu hususta sevgili Peygamberimiz (asm) de şöyle buyurmuştur:

"Aybaşı halindeki kadın ve cünüp olan kişi Kur'ân-ı Kerîm'den hiçbir şey okuyamaz.”8

Ancak yangından, suya düşmekten, pislik bulaşmasından veya bir kâfirin eline düşmesinden kurtarmak söz konusu olduğunda, özel haldeki kadınların veya cünüp kişilerin Kur'ân-ı Kerîm'i ellerine almaları vacip olur.

Açıklama kısmı Kur'an âyetlerinden daha fazla olan tefsir kitaplarını da ellerine almaları caizdir, imam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'e göre hayızlı veya lohusa olan kadınlar el sürmeden ezbere veya yüzünden Kur'ân-ı Kerîm'i okuyabilirler.9

İmam Mâlik bu durumdaki öğretici ve öğrencilerin Kur'ân-ı Kerîm'i tutmalarını da öğretme ve öğrenme zaruretine binaen caiz görmüştür, İbn Hazm ise, hayız ve loğusa olan kadınlarla cünüp olan kimselerin hem Kur'ân-ı Kerîm'i tutmalarının ve hem de okumalarının caiz olduğunu söylemiştir.10

Bu görüşler birlikte değerlendirildiğinde, Kur'an okumaya veya araştırma yapmaya ihtiyaç duyan kadınların, dinin asıl kaynağı olan Kur'an ile irtibatını kesmemek amacıyla hayız ve nifas hallerinde Kur'ân-ı Kerîm okumalarına ruhsat verilebilir.

6. Hayız veya nifas halindeki kadının mescide girmesi, orada beklemesi ve içinde itikâf yapması haramdır. Bu yasakla ilgili olarak Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

"Mescidi hayızlı kadına ve cünüp kişiye helâl kılmam.”11

Ancak bu durumdaki kadınların ve cünüp kişilerin, etrafı kirletmeyeceklerinden emin olmaları şartıyla mescidin bir kapısından girip öbüründen çıkarak mescidin içinden geçmeleri caizdir. Bununla ilgili bir rivayette şöyle denmektedir:

Hz. Âişe (ra) naklediyor:

"Resûlullah (s.a.v), 'Bana, mescidden humrayı getir.'12 dedi. Ben de, 'Hayızlıyım.' deyince bana, 'Hayzın elinde değildir ki' diye cevap verdi.”13

7. Hayızlı veya nifaslı (lohusa) kadınla kocasının cinsel ilişkide bulunması ya da göbek ve diz arası kısımla oynaşması haramdır. Bu yasak Kur'ân-ı Kerîm'de de yer almaktadır:

"Aybaşı halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.”14

Bu yasak, kadının özel halinin sona erip gusletmesine kadar devam eder. Hanefîle'in bu konudaki görüşleri biraz farklıdır. Şöyle ki:

a) Âdet kanaması on günden önce kesilirse, kadın gusletmedikçe veya su bulamadığı için teyemmüm etmedikçe bu yasak devam eder. Ama gusletmez de üzerinden tam bir namaz vakti geçerse yasak sona erer. Çünkü bu durumda kadın, artık hükmen temizdir.

b) Kanama, kadının normal âdet süresinden önce, ama üç günden fazla bir sürede sona ererse, gusül yapsa bile, normal âdet süresi geçmedikçe yasak ortadan kalkmaz.

c) Kanama, on günlük sürenin dolmasından sonra kesilirse -kadın gusletmese bile- yasak artık sona ermiş olur.

8. Âdet halindeki kadını boşamak haramdır. Bu durumdaki boşama, sünnete uygun olmayan bid'at bir boşama şeklidir.15

Hz. Ömer (ra)'in oğlu Abdullah, karısını adetliyken boşadığında Hz. Ömer durumu Peygamber Efendimiz (asm)'e anlatınca Resûlullah bunu onaylamamış ve şöyle buyurmuştur:

"Ona, eşine dönmesini emret. Sonra (illa da boşayacaksa) eşini temizlik döneminde veya hamile iken boşasın.”16

Aynı toprakla birden fazla teyemmüm alınabilir.

Dipnotlar:

1. Cezîrî, Mezâhib, 1/128.
2. Ebu Davud, Taharet, 120.
3. Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmi, 1/619.
4. Müslim, Hayız, 14.
5. Buhârî, Hayız, 20; Müslim, Hayız, 67.
6. Tecrîd-i Sarîh Tercemesi, 1/217.
7. Vakıa 56/79.
8. Tirmizî, Taharet, 98; İbn Mâce, Taharet, 105.
9. Fethu'l-İnâye, 1/217.
10. İbn Hazm, el-Muhalli, 1/94.
11. Ebû Davud, Taharet, 94.
12. Humra, lif ve benzeri şeylerden yapılan avuç içi büyüklüğünde bir dokuma olup Şiîler, onun üzerine secde ederler.
13. Müslim, Hayız,11; Ebû Davud, Taharet, 104; Tirmizî, Taharet, 101; Nesâî, Hayız, 18.
14. Bakara 2/222.
15. Zühayli, el-Fıkhû'l-islâmi, 1/622-631.
16. Müslim, Talak, 1.

(Mehmet Keskin, Büyük Şafii İlmihali)-

Yazar : Sorularla İslamiyet
Kategori : Kadın
Sayaç : 20304