Namaza giderken koşmamamız gerektiğini bildiren hadis var, fakat Cuma suresi 9. ayette "koşarak gitme" ifadesini nasıl anlamak gerekir?

Namaza giderken koşmamamız gerektiğini bildiren hadis var, fakat Cuma suresi 9. ayette "koşarak gitme" ifadesini nasıl anlamak gerekir?
Tarih: 04.04.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cuma Suresi, 9. Ayet Meali:

"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah'ı anmaya koşunuz ve alışverişi bırakınız. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok ha­yırlıdır."

Ayetin Açıklaması:

Müfessirlerce genellikle, "koşunuz" emrinden gerçek anlamda koşma, telaşla yürüme ve hızla gitmenin kastedilmediği belirtilir.

Bununla birlik­te bazıları bunun "gidiniz" anlamına geldiğini, nitekim bu mânaya gelen bir kıra­atin de bulunduğunu savunurken, bazıları kalp ve niyetle yönelme, bazıları da bir aksiyon (amel) gösterme yani işe koyulma mânasında olduğunu söylerler.

İbn Atıyye son anlamı açıklarken kalkıp abdest almak, elbisesini giymek, yola çıkmak gibi eylemlerin hepsinin bu kapsamda düşünülmesi gerektiğini kaydeder. (bk. Diyanet Tefsiri, Kur'an Yolu, s. 277)

Ayetin İniş Sebebi:

Hz. Câbir b. Abdirrahman (ra) diyor ki:

«Resûlullah Efendimiz (asm) cuma günü hutbe irad ederken, bir ticarî kervan çıkageldi. İhtiyacı olanlar hutbeyi bırakıp dışarı çıktılar, içe­ride sadece on iki kişi kaldı. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak, ilgili âyetleri indir­di.» (Esbabu'n-Nüzûl / Nişabûri : 286)

Ayrıca Câbir b. Abdillah (ra)'dan yapılan bir başka rivayette, adı geçen şöyle demiştir:

«Cuma günü Resûlüllah Efendimiz (asm) ile beraber bulunuyorduk. O sırada yiyecek maddesi taşıyan kervan gelip yakınımızdan geçiyordu. On iki kişi dışında Mescid'deki cemaatin hepsi yiyecek maddesi satın almak için dışarı çıktı. O sebeple ilgili âyetler indi.» (Esbabu'n-Nüzul, Nisabûri, s. 286; Buharî, Buyu, 11; cuma, 38; Ahmed, 5/85)

Müslim'in İshak b. İbrahim'den ve onun da Cerîr'den; Buharî'nin «Kitabü'l-Cuma»da Muaviye b. Amr (ra)'dan yaptığı rivayette ise, olay şöy­le haber verilmektedir:

«Medine halkı açlık ve kıtlık sıkıntısı içinde bulunuyordu. Dıhye b. Halîfe el-Kelbî ise o sırada gıda maddesi ve ticarî emtia taşıyan kervanıyla Şam'dan dönmüş bulunuyordu. Onun bu gelişi davul çalınarak insanlara duyuruluyordu. Tam bu sırada Resûlullah Efendimiz (asm), cuma hutbesi­ni irad ediyordu. Mescid'de on iki kişi müstesna kimse kalmayıp hepsi dışarı çıkmış oldu. Ebû Bekir (ra) ile Ömer (ra) da içerde kalan on iki kişi ara­sında bulunuyordu. Bu sebeple ilgili âyetler indi ve Resûlüllah Efen­dimiz (asm) şöyle buyurdu:

«Canımı kudret elinde tutan zata yemin ederim ki, eğer birbirinizi takip edip içeride hiç kimse kalmayacak şekilde hepiniz dışarı çıkmış olsaydınız, şu vadi sizden yana ateşle dolup akardı.» (Esbabu'n-Nüzul / Nişabûri: 286)

Âyette, biri «fes'âv» diğeri «vezerü'l-bey'» ifadesi kullanılmıştır. Sa'y: Koşmak, acele etmek, kalbi ve niyeti yapılacak işe çevirip gitmek, bir işe gayret edip yönelmek ve bir işe hemen başlamaya azmetmek gibi mânalara delâlet eder.

Konumuzu oluşturan âyette ise, hadîslerden anladığımıza gö­re, koşmak anlamına değil, kalbi ve niyeti Cuma namazına çevirip meşgu­liyeti bırakmak ve bu hususta gayret sarfetmek demektir.

Zira namaza koşarak, nefes nefese gelenleri uyaran ResûlüllahEfendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:

«Namaza geleceğiniz zaman yürüyerek (normal adımlarla) gelin. Sekinet ve vakarı elden bırakmayın. Yetiştiğiniz kadarını (imamla) kılar, kaçırdığınızı tamamlarsınız.» (Buharî, ezan: 21; Müslim, mesâcid: 154; Ahmed: 1/269, 2/427  489, 4/357,  5/201, 207, 379,  6/376; bk. Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 12/6187-6190)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun