İnsanlara durumlarına, mevkilerine göre davranmak, ikramda bulunmak hakkındaki hadisi açıklar mısınız?

Tarih: 27.07.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir gün Hz. Âişe’ye bir dilenci geldiğinde Hz. Aişe (r.anha) ona bir parça ekmek veriyord. Kılığı kıyâfeti düzgün bir başka adam gelince ise onu sofraya oturtarak yemek ikram ediyor. Niçin böyle yaptığı sorunlunca şöyle cevap veriyor:
Resûlullah (sav), “İnsanlara mevki, makam ve seviyelerine göre muamele ediniz.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd , Edeb 20)
- Bu hadisi nasıl anlamalıyız?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

وعن مَيْمُونَ بنِ أبي شَبِيبٍ رحمه اللَّهُ أَن عَائشَةَ رضي اللَّه عنها مَرَّ بِها سَائِلٌ، فَأَعْطَتْهُ كِسْرَةً ، وَمرّ بِهَا رَجُلٌ عَلَيْهِ ثِيَابٌ وهَيْئَةٌ ، فَأَقْعَدتْهُ ، فَأَكَلَ فَقِيلَ لَهَا في ذلكَ ؟ فقالت : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم :

« أَنْزِلُوا النَّاسَ مَنَازِلَهُمْ »

Hz. Âişe’nin (radıyallâhu anhâ) anlattığına göre, "Kendisine bir dilenci uğramıştır, o da bir parça ekmek vermiştir. (Bir müddet sonra) üstü başı düzgün, kıyafeti yerinde bir dilenci daha uğramıştır. Hz. Âişe (ra) onu oturtup yemek yerdirmiştir. Kendisine bunun sebebi sorulunca şu açıklamayı yapmıştır:

"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm); 'İnsanlara mevkilerine göre ikramda bulunun.' buyurmuştu." [Ebû Dâvud, Edeb 23, (4842).]

Hadis, herkese din, ilim ve şerefteki yerine uygun tarzda muamele edilmesini irşad buyurmaktadır. Bu sünnetin cemiyet içerisinde yaygınlaşıp, fiile dönüşmesi halinde insanları kılık kıyafette, yaşayışta, nezaket ve diyanette daha bir dikkatli ve titiz olmaya zorlayacaktır.

Bu hadis-i şerif, fazilet sahibi insanları toplumda layık oldukları mevkiye getirmekte kusur etmemeyi emr etmektedir. Nitekim Kur'ân-ı Kerim'de debuyurulmuştur:

"...Her ilim sahibinin üstünde daha âlim biri vardır." (Yusuf, 1/76)

Münâvi'nin açıklamasına göre bu hadis-i şerif "herkese dindarlığına, ilmine, irfanına ve şerefine uygun şekilde muamelede ve hürmette bulunmayı emretmektedir."

İnsanları layık oldukları yere koymak, onların kıymetlerini bilmek, âlimlere ve ilmiyle âmel eden hafızlara, ileri görüşlü, akıllı kimselere, sanat ve marifet erbabına, kısacası tüm hizmet ehline ve fazilet sahibi olanlara öncelik tanımak, onlara layık oldukları değeri vermek gerekir.

Bilindiği gibi, âlimlerin İslam toplumunda çok yüksek bir makamı vardır.

Askerî, bu hadisi emsal ve hikmetlerden saymış ve demiştir ki:

"Bu, Mustafa (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ümmetini terbiye ettiği düsturlardan biridir. Bu sayede halk, ulemâ ve evliyaya hürmet borcunu eda eder, yaşlılara ikram, büyüklere saygıda bulunur." (bk. Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-ü Sitte Tercüme ve Şerhi; Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi.)

Birbirlerinin haklarına, toplumdaki yerlerine göre riâyet eden hakbilir ve saygılı fertlerden oluşan toplumlar her şeyden önce mutlu toplumlardır. Onlar her açıdan ilerlemeye adaydırlar. Hadisimizin bize gösterdiği yol ve hedef budur.

Özetle;

- Toplumda herkese seviyesine göre davranmak en isabetli tavırdır. Her hak sahibine hakkını vermek, bu isabetli davranışın bir başka ifadesidir.

- İnsanları küstürmemek ve şımartmamak, durumlarına uygun muamele etmekle sağlanır.

- Anlaşılmayan veya tereddütlere vesile olan davranışların gerekçesi ve delilini açıklamak gerekir. Âişe validemizin hareketi bunu göstermektedir.

- Dinimiz insan ve toplum gerçeklerine en uygun ilke ve uygulamaları getirmiş ve tavsiye etmiştir. (Ayrıca bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., Hadis No: 357.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun