"Kim bu dünyada kör ise, ahirette de kördür" ifadesi ne demektir?

Tarih: 05.10.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili ayetlerin mealleri şöyledir:

"Her insan topluluğunu önderleriyle birlikte çağıracağımız o günde, kimlerin amel defterleri sağından verilirse işte onlar, amel defterlerini okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğramayacaklardır. Bu dünyada kör olan ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır." (İsra, 17/71-72)

Soruda geçen ifadenin açıklaması şöyle olabilir:

Kim bu dünyada gerçekleri görmede kör ise / hak dinin mesajlarını okuyamıyorsa, ahirette de -hangi tarafa yöneleceğini bilmeyen- kör gibidir, hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.

Diğer bir ifadeyle, dünyada iken kalp gözü kör olan, özgür iradeleriyle gerçekleri görmezlikten gelen nankörler, ahirette mahşer meydanında -daha önce dünyada inkâr ettiği ve görmezlikten geldiği- gerçekleri gördükleri zaman, şaşkına dönüp şok olurlar ve gözleri görmeyen kimseler gibi ne yapacaklarını şaşırıp dururlar.

Veya dünyada iken kendi özgür iradeleriyle  hak yolundan saptıkları için, ahirette iradeleri dışında cennete giden yolu görecek durumda olmazlar. Buradaki iradî körlük, orada iradî olmayan körlüğe dönüşüvermiştir.

İlâhi hikmet, bu imtihan dünyasında insanoğluna nimetler vermesine paralel olarak sorumluluklar da yüklemiştir. İnsan değerli bir varlık olarak yaratılmış, karalara ve denizlere hâkim kılınmış, güzel nimetlerle rızıklandırılmış, kendisine birçok varlığı hizmetinde kullanma imkânı verilmiştir. Şu halde onun bu konumunun gerektirdiği sorumlulukları da olmalıdır. İ!k sorumluluğu da kendisini seçkin kılan, ihsanlarda bulunan Allah'ı tanımak, O'na iman etmek, inancına uygun amelî davranışlarda bulunmak ve ahlâkî bir hayat sürdürmektir.

İşte bu ayetlerde, bu sorumluluğu yerine getirenlerin ve getirmeyenlerin âhiretteki durumlarına ilişkin kısa ve özlü bir açıklama yapılmakta, dolayısıyla bir uyarıda bulunulmaktadır.

"Önder" diye çevirdiğimiz "imam" kelimesi "amel defteri, her ümmete indirilmiş olan kutsal kitap, her ümmetin kendi peygamberi, mezhep imamları, her asrın önderi, her topluluğun öncelikle ağırlık verdikleri ve meşhur oldukları iyi veya kötü işleri" gibi çeşitli şekillerde açıklanmıştır. Taberî, Araplardaki anlamını dikkate alarak imam kelimesini, "Her topluluğun, görüş ve inanç sahiplerinin dünyada kendilerine önder ve rehber kabul ettikleri kişiler" olduğu görüşünü tercih eder. (Taberi, ilgili ayetlerin tefsiri)

"Amel defteri" diye çevirdiğimiz kelimenin âyetteki karşılığı "kitâb"dır. 71. âyette amel defteri sağ taraftan verilecek olanların onları okuyacakları bildirilirken, solundan verilenlerden söz edilmemiştir, Bu konuda Râzî şöyle der:

"Amel defteri solundan verilenler, onun içerdiği büyük kötülükleri, çirkinlikleri, utanç verici günahları görünce kalplerini korku ve dehşet sarar; o kadar ki dillerinde amel defterlerini okuyacak mecal kalmaz." İşte onların bu durumunu 72. âyet haber veriyor: "Bu dünyada kör olanlar ahirette de kördür."

Aynı surenin 70. âyetinde insana verilen bazı nimetlerden söz edilir:

“Gerçekten biz Âdem evlatlarını şerefli kıldık, karada ve denizde kendilerini taşıyacak vasıtalar nasib ettik, onlara helâl ve hoş rızıklar verdik ve onları yarattığımız varlıkların çoğuna üstün kıldık.”

Bu üstün lütufların asıl sahibini göremeyen, varlık ve olayların arkasındaki yaratıcı güçten habersiz olarak yaşayan basiret yoksunu inkarcıların âhiretteki durumunun daha kötü olacağı bildiriliyor. Hasan-ı Basrî'den bu âyetle ilgili şöyle bir açıklama nakledilmektedir: Bu dünyada yoldan çıkıp inkâra sapmış olanlar âhirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır. Çünkü böyleleri dünyada iken tövbe etselerdi tövbeleri kabul edilecekti, fakat âhirette artık kabul edilmeyecektir. Dünyada kendilerine çeşitli felâketlerden korunma imkânları verilmişti, âhirette asla böyle imkânlara sahip olamayacaklardır.

72. ayete "Dünyada kör olanlar, yani Allah'ı tanımayanlar âhirette hiç tanımayacaklar" şeklinde bir mâna verilmişse de müfessirlerin çoğu bu görüşü reddeder. Çünkü âhirette herkes zorunlu olarak Allah'ı tanıyıp, ona iman edecektir. Şu halde oradaki körlük, cennetin yolunu görememek, yani ondan mahrum kalmaktan kinayedir. "Dünya âhiretin tarlasıdır." Bu dünyada hakikati görüp tanıyan ve bu sayede doğru imana ulaşan, iyi ve güzel işlerle ruhlarını zenginleştirenler, âhirette bunun karşılığını eksiksiz bulacaklardır; onların amel defterleri sağ yanlarından verilecek ve asla haksızlığa uğramayacaklardır. (bk. Razi, Mefatih; Kur’an Yolu, ilgili ayetlerin tefsiri)

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, ayette geçen dünyadaki körlüğün, maddî anlamda kafa gözlerinin körlüğü değildir. Buradaki "körlük" gönül gözünün körlüğü, yani basiretin olmamasıdır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun