Hz. İsa aleyhisselamın inmesine inanmak gerekli midir?

Tarih: 17.01.2012 - 00:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

 - Delilleri nelerdir?
- Maturidi ve Eşari'nin erkan-ı imaniyeden saydıklarını iddia edenler olduğu gibi, bu alimlerin erkan-ı imaniyeden saymadıklarını iddia edenler de vardır...

Cevap

Değerli kardeşimiz,

a. İslam'da inanç esaslarını Tevhid, Nübüvvet ve Meâd (ahiret) olarak üç ana başlıkta özetleyebiliriz. Ancak Hz. İsa (as)'nın nüzulünü bu inanç esasları arasında göremeyiz. Konuyla ilgili ayetlerden çıkarılan anlamlar, hadisler ve ümmetin kabulü esas alınınca nüzûl-ü İsa’ya inanmak Efendimiz (asm)’e îtimadın ve güvenin ifadesidir, denilebilir. Fakat bunu inkâr etmek küfre sebep olmaz, yani kişi kafir olmaz...

b. Kur'an'da anlatılan Hz. İsa (as), Hristiyan teolojisinde anlatılan İsa (as)'dan farklıdır. Kur'an’da Hz. İsa (as) ile ilgili anlatılan haberlerin temel vurgusu, onun bir insan olduğu (Zuhruf, 43/59), annesi Meryem'in günahsız bir kadın olduğu ve ilahi bir mucize ile İsa (as)'yı babasız olarak dünyaya getirdiği (Meryem, 19/16-34), İsa (as)'ın babasız dünyaya gelişini idrak edemeyen ve onun Allah'ın oğlu olduğunu iddia eden Hristiyanların dalalet içerinde oldukları ve tevhidi şirke bulaştırdıkları üzerinedir. (Maide, 5/72). 

Hz. İsâ (as)'ın ölümü ve kıyametin kopmasından önce kıyametin bir alâmeti olarak tekrar dünyaya gelişi genellikle "nüzûl-İ İsa" adı altında âlimler arasında tartışılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de, İsâ (as)'ın kıyametin kopmasından önce yer yüzüne ineceğine dair açık bir beyan yoktur. Kur'an'da İsâ (as)'ya inanmayanların ona tuzak kurdukları, fakat Allah'ın onların tuzaklarını boşa çıkardığı ifade edildikten sonra,

"Ey İsâ! Senin ruhunu kabzedeceğim, seni nezdime yükseltecek ve kâfirlerden çekip arındıracağım." (Âl-i İmrân, 3/54-55)

denilmektedir. Diğer bir âyette ise Yahudilerin, "Meryem oğlu İsâ'yı öldürdük." demeleri şiddetle eleştirilmekte ve şöyle buyurulmaktadır:

"Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar, sadece onlara öyle göründü." (Nisâ 4/157)

Âyette geçen "teveffı" kelimesi Arapça'da "ruhu bedenden ayırmak, öldürmek" anlamına geldiği halde bazı müfessirlerce buna "yeryüzünden çekip almak, göğe yükseltmek" mânası verilir. Bazılarınca da teveffînin gerçek ölüm değil "uykuda ruhu alıkoyma" anlamına geldiği kabul edilir. Bir kısım müfessirler. teveffî kelimesi "öldürmek" mânasına geldiğinden bunun Hz. İsâ (as)'ın ruhunun kabzedildiğini açıkça ifade ettiği görüşündedir. (Taberî, III/290-291; İbn Kesîr, Tefsîrü'l-Kur-ân, 1, 366; Reşîd Rızâ, III/316-317) Âl-İ İmrân süresindeki âyette yer alan "ref" kavramı ise cansız varlıklarla ilgili olarak zikredilince maddî, insanlar hakkında kullanılınca mânevi yükseltmeyi ifade eder. Kur'an'da ref bazan mutlak olarak da geçer ve mertebenin veya ruhun yükseltilmesi kastedilir. Âyetlerde  (Âl-i imrân 3/55; Nisâ 4/158) Hz. İsa (as)'ın Allah'a yükseltildiği bildirilir, fakat bunun mahiyetine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmaz.

c. Muhtelif hadis rivayetlerinde Hz. İsâ (as)'ın kıyamet alâmeti olarak yeryüzüne ineceğine dair bilgiler yer almaktadır. Kütüb-i Sitte'deki rivayetlerde belirtildiğine göre Hz. İsâ (as), Deccâl ortaya çıktıktan sonra inecek, Müslümanlar arasında adaletle hükmedecek, haçı kırıp domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak, hac ve umre ziyareti yapacak, nefesi kâfirleri öldürecek,Deccal’ı katlettikten sonra yedi veya kırk yıl yaşayacak ve vefat edecektir. (bk. Buhârî, Büyü, 102; Müslim, İmân, 242-243. 247, Fiten, 34, 39; Tirmizî, Fiten, 21, 54, 59, 62)

Kütüb-i Sitte dışındaki literatürde yer alan rivayetlerde ise Hz. İsâ (as)'ın ineceği yer, yapacağı işler, dünyadaki ömrü ve ölümü hakkında daha ayrıntılı bilgiler yer alır. Buna göre İsâ ruhlu-bedenli olarak göktedir, Hz. Peygamber (asm) Mi'rac yolculuğunda onunla karşılaşmış ve gökten inişini idrak etmeleri halinde kendisine selâmını iletmelerini ashabına vasiyet etmiştir. (Zemahşerî, lll/424; Kurtubî, Tezkire, II/546; Jbn Kesîr, Nihâye, I/183)

Taberî, İbn Kesîr, Keşmîrî ve M. Zâhid Kevserî gibi âlimler nüzûl-i İsâ'ya dair rivayetlerin mütevâtir olduğunu söylerken M. Reşîd Rızâ ve Abdülkerim el-Hatîb gibi bazı son dönem âlimleri bu görüşü reddederler. Bunlara göre söz konusu metinlerin çoğu Kâ'b el-Ahbâr vb. Ehl-i kitap menşeli râvilerce nakledilmiş olup tedvin döneminde kaynaklara hadis olarak intikal etmiş ve dinin esasıyla ilgili görülmediğinden bu konuda titiz davranılmamıştır. (Abdülkerîm el-Hatîb, el Mesîh fi’l-Kur'ân, s. 539)

Nüzûl-i İsâ meselesi erken devirlerden itibaren Sünnî ve Şiî kaynaklarında kısaca yer almış, son dönemlerde ise bu konudaki tartışmalar çoğalmıştır.

Bu tartışmaları şu şekilde özetlemek mümkündür:

1. Hz. İsâ (as) düşmanları tarafından öldürülmek istenince ruhlu-bedenli olarak ilâhî huzura yükseltilmiştir. Kıyametin vukuundan önce dünyaya inecek, son peygamberin getirdiği vahiylere tâbi olacak ve Deccal’ı öldürüp yeryüzünde adaleti hâkim kılacaktır. Âyet ve hadisler buna inanmayı gerektirir. Zira âyetlerde İsâ (as)'ın düşmanlarınca öldürülmediği, ileride Allah tarafından ruhunun kabzedileceği belirtilmiştir. (Âl-İ İmrân 3/55; Nisâ, 4/ 157) İsâ (as)'ın ruhunun Allah tarafından kabzedildiğini mazi sîgasıyla bildiren âyetteki teveffî kavramı (Mâide, 5/117) bunun kıyametin kopmasından önce gerçekleşeceği tarzında yorumlanmalıdır. Çünkü başka âyetlerde Ehl-i kitabın her birinin Hz. İsâ (as)'ın ölümünden önce ona iman edeceği haber verilmiş (Nisâ, 4/159) ve İsâ (as)'ın bir kıyamet alâmeti olduğu açıklanmıştır. (Zuhruf, 43/61)

Ayrıca tevatür derecesine ulaşan hadisler nüzûl-i İsâ konusuna açıklık getirmektedir. Ehl-i sünnet kelâmcıları ile Selefiyye ve Şîa bu görüştedir. Her ne kadar İbn Haldun, Şîa'da îsâ'nın nüzulü yerine Mehdî inancının geçtiğini söylemişse de Şîa kaynaklarında Mehdî'nin ortaya çıkacağı inancı yanında nüzûl-i İsâ inancının da benimsendiğine dair bilgiler vardır. (İbn Bâbeveyh. s. 69; Tabersî, II, 758-759)

2. Hz. İsa (as) düşmanlarınca öldürülmek istendiği anda, Allah tarafından tabii bir ölümle öldürülerek ruhen kendi katına yükseltilmiştir. Mu'tezile kelâmcılarının yanı sıra Ahmed Emîn, Abdülkerîm el-Hatîb, Ebû Reyye ve Muhammed İzzet Derveze gibi çağdaş âlimler bu görüştedir.

3. Hz. İsâ (as)'ın ölümü ve âhir zamanda dünyaya dönüşüne ilişkin âyetler açık anlamlı olmadığı ve bu konuda pek çok hadis bulunduğundan nüzûl-i İsâ olayını bütünüyle reddetmek doğru değildir. Buna göre İsâ (as) ruhlu-bedenli bir varlık olarak ilâhî huzura yükseltilmemiş, tabii ölümle ruhu kabzedilmiştir. Ancak konuyla ilgili hadisler de dikkate alınarak uygun şekilde te'vil edilmelidir. Buna göre ileriki asırlarda Hz. İsâ (as)'ın manevî şahsiyetinin ortaya çıkıp insanlığa getirdiği sevgi, barış, şefkat gibi değerlerin onun mensupları tarafından uygulanacağını söylemek mümkündür. Muhammed Abduh, M. Re-şîd Rızâ gibi son devir âlimleri bu görüştedir. Halîmî ve Teftâzânî gibi bazı eski kelâmcılar da nüzûl-i İsâ'ya dair nasları te'vil etmeyi caiz görmüşlerdir.

Hz. İsâ (as)'ın ölümü ve dünyaya inişine dair görüşlerden ikincisiyle üçüncüsünün Hz. İsâ (as)'ın tabii bir ölümle öldüğü, ruhlu bedenli olarak ilâhî huzura yükseltilmediği ve dolayısıyla kıyametten önce dünyaya bir insan olarak inmesinin mümkün olmadığı hususunda birleştiği görülmektedir.

Hz. İsa (as)’ın Yahudiler tarafından öldürüldüğü iddiası, asla doğru değildir. (bk. TDV. Nuzul-i İsa Md.)

Sonuç olarak, Hz. İsa aleyhisselam hakkındaki inancımız şu olmalıdır:

Hz. İsâ (as) düşmanları tarafından öldürülmek istenince ruhlu-bedenli olarak ilâhî huzura yükseltilmiştir. Kıyametin vukuundan önce dünyaya inecek, son peygamberin getirdiği vahiylere tâbi olacak ve Deccal’ı öldürüp yeryüzünde adaleti hâkim kılacaktır. Âyet ve hadisler buna inanmayı gerektirir. Zira âyetlerde Hz. İsâ (as)'ın düşmanlarınca öldürülmediği, ileride Allah tarafından ruhunun kabzedileceği belirtilmiştir.

İlave bilgiler için tıklayınız:

Mehdi ve İsa (as) hakkındaki ayet ve hadisler. Dünyanın altı günde yaratılması...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun