Gençlerle ilgili hadisler var mıdır?

Tarih: 20.03.2017 - 01:16 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Ey şehvetini benim için bırakan genç! Ey gençliğini bana bağışlayan genç! Sen benim nezdimde meleklerimin bazısı gibisin.’
- Bu hadis-i kudsi sahih midir? Sahih ise kaynağı nedir?
- Ve de Allah'ın ve Resulünün gençlerle alakalı buyurduğu hadis ya da hadis-i kudsileri yazar mısınız?
- Gençlere tavsiyeniz nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen rivayetin zayıf olduğu bildirilmiştir. (el-Bidaye ve'n-nihaye, 9/25)

Gençlerle ilgili hadislerden bazıları:

"İnsanoğluna şu beş şeyden hesap sorulmadıkça, onun ayakları Kıyamet gününde Rabbinin huzurundan ayrılmayacaktır:
a) Ömrünü nerede tükettiğinden,
b) gençliğini nerede yıprattığından,
c) Malını nerede kazanıp
d) Nereye harcadığından ve,
e) Öğrendiği ilimle nasıl amel ettiğinden."
(Tirmizi, Sıfâtü'l-Kıyâme 1)

 "Beş şey gelmeden evvel beş şeyi fırsat bil: Ölüm gelmeden önce hayatının, hastalık gelmeden önce sağlığının, meşguliyet gelip çatmadan önce boş vaktinin, ihtiyarlık gelmeden önce gençliğinin, fakirlik gelmeden önce zenginliğinin." (Münavî, Feyzu’l-Kadîr, 2/16)

“Gençlerinizin en hayırlısı, (sefahetten uzak durmakta ve temkinli davranmakta) ihtiyarlara benzeyendir. Yaşlılarınızın en fenası ise, (başını gaflete sokmakta ve nefsinin arzularına uymakta) gençler gibi yaşayandır.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevaid, 10/270; İbn Hacer, el-Metalibu’l-Aliye, 3/3)

"Allah (cc), gayri meşru şehvet peşinde olmayan genci pek beğenir." (Müsned, 4/151)

- “Bir genç Peygamberimize gelerek: "Yâ Resûlellah! Bana zina yapmak için izin ver." der. Orada bulunanlar gencin üzerine yürüyerek onu ayıplarlar ve men ederler. Onların aksine, Hz. Peygamber (asm),  "O genci bana getirin." der. Engin şefkatiyle önce genci dinledi ve: "Bu zina fiilinin annene yapılmasını ister misin?" diye sorar.

Genç: "Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Elçisi! Asla (istemem)." diye cevap verir.

Peygamberimiz: "(Başka) insanlar da anneleri için bunu istemezler." der.

Daha sonra, "Kızın için kabul eder misin?", "Kız kardeşin için.", "Halan için.", "Teyzen için bunu ister misin?" diye sorar ve her defasında, "Hayır" cevabını alınca, Hz. Peygamber (asm) da, "Diğer insanlar da buna razı olmazlar." der.

Sonra elini gencin üzerine koyup, "Yâ Rabbi bu gencin günahlarını affet, kalbini pak et, iffetini muhafaza et." diye dua eder. Genç ondan sonra böyle hiçbir menfi eğilim göstermez, zinaya yaklaşmaz. (Müsned, 5/256, 257)

"Resûlüllah (asm) gençlerin yanına vardı ve şöyle dedi:

“Sizden kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan alı kor; iffet ve namusu muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen ise oruç tutsun. Çünkü (oruç), cinsî arzuyu azaltır." (Müslim, Nikâh 1)

 "Bir genç yaşlı bir insana yaşlılığından dolayı ikramda bulunursa, yaşlandığı zaman kendisine ikramda bulunacak bir kimseyi Allah (cc) ona musahhar kılar."  (Tirmizi, Birr 75)

 "Allah (cc) kötülüğe iltifat etmeyen genci, emsallerine karşı üstün tutar."  (Feyzul Kadir, 2/263, no: 1799)

“Bir genç Peygamber (asm)’a gelerek: “Ya Resulellah! Senden beni kıyamet gününde şefaat ettiğin kimselerden biri yapmanı istiyorum!” dedi. Peygamber (asm) Efendimiz: “Kıyamet günü sana şefaat edeceğim kişilerden birisin, ancak sen de çokça secde ederek, nefsine karşı bana yardımcı ol.” buyurdu. (Taberani, Mu’cemü’l-Kebir, 20/365, 18037)

 “Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel edep ve terbiyeden daha iyi bir ikramda bulunamaz.” (İbn Mace, Edep, 3; Tirmizi, Birr, 33)

"Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi arşının gölgesinde gölgelendirecektir:

a) Adil yöneticiler,

b) Allah'a ibadet içinde yetişen gençler,

c) Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide bağlı olan kimseler,

d) Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi,

e) Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde, 'Ben Allah'tan korkarım.' deyip iltifat etmeyen kimseler,

f) Sağ elinin verdiği sadakayı sol eli bilmeyecek kadar gizli veren kimseler,

g) Allah'ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimseler." (Buhârî, Ezan, 36; Hudud, 19; Rikâk, 24; Müslim, Zekât, 91)

 “Delikanlı! Sana bazı sözler öğreteceğim: Allah’ın hakkını koru ki Allah da seni korusun. Allah’ın hakkını gözet ki O’nu hep yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah’tan iste. Yardım dilediğinde Allah’tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki, bütün toplum (varlık âlemi) bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine bütün toplum sana zarar vermek için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilirler. Zira kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.” (Tirmizi, Sıfatu’l-Kiyame, 59)

 “Hayâ imandan bir şubedir.” (Buhari, İman, 16)

 “Utanmazsan istediğini yap sözü insanların ilk peygamberlerden beri duyduğu sözlerdendir.” (Buhari, Edep, 78)

 “Kişi arkadaşının dini ve ahlakı üzeredir. Öyle ise sizden biriniz kiminle arkadaşlık kurduğuna iyi baksın.” (Tirmizi, Zühd, 45. Ebu Davut, Edep, 16)

 "Gençliğin tehlikelerinden sakınınız." (Kenzü'l-Ummâl, 2/258)

 “Huşu duyan gençler, (namaz kılarak) rükû eden yaşlılar, emzikli bebekler ve otlayan hayvanlar olmasaydı mutlaka başınıza azap yağardı.” (Ebu Ya’la, Müsned, 11/287)                                                                                           

 “İnsanlar içinde Yüce Allah’ın en sevdiği kimse, kötülükleri terk edip, iyiliklere yönelen gençtir.” (Ebu Davut, Salât, 26)

Genç İbadetler

Gençlerin kendileri genç olduğu gibi, ibadetleri de gençtir. Sağlam, dinamik, iradeli, etkili ve samimî gençlerin, ibadetleri de öyledir.

Gençlik dönemi, iradeye hakim olmanın en zor dönemidir. Böyle olduğu için çok özel bir donanım gerekmektedir. Yani karşılaşılan problem ne kadar büyük ve tehlikeli ise, o zaman o nispette ciddî ve güçlü bir hazırlık yapmak doğru olacaktır.

Genç iradesi, bu noktada kontrol edilemediği takdirde, her türlü kötülüğe sevk eden nefsî arzular, şehevî istekler, kişi üzerinde etkin olmaya başlayacaktır.

Oysa bu arzuların, heves ve isteklerin meylini kesen bir program işletilmesi gerekir. Bu da Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Duâ ve tevekkül meyelân-ı hayra büyük bir kuvvet verdiği gibi, istiğfar ve tövbe dahi meyelân-ı şerri keser, tecavüzâtını kırar.” programıdır.

Ne Şer Programsız Gerçekleşir, Ne de Hayır

Evet, ne şer programsız gelir, ne de hayır programsız gerçekleşir. Demek ki, daha ortaya çıkmadan neye doğru bir meyil çalışması yapılmışsa, ona uygun neticeler ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.

O zaman gençlerin, hem ömürde hem de her günde, daha kirlenme başlamadan, tezyin, süsleme ve tahkim yapmaları çok daha sağlıklı olacaktır. Yani bu şu demek:

İnsanın güne başlarken, öncelikli ibadeti olan namazla başlaması, namazın akabindeki tesbihatı yapması, birkaç satır günün Nur kapısını çalmak anlamında Nur okumalarını, tefekkürlerini de gerçekleştirmesi kendini olacaklara karşı programlaması anlamına gelmektedir.

İşte gencin kendini ve ibadetlerini korumaya alması elbette bazı prensiplerle mümkün olacaktır. Bunun belki de ilk şartı, ibadetleri lâyıkıyla yerine getirmektir.

Meselâ, abdest şeytanın hilelerine karşı bir kalkandır. Nitekim abdestin tam ve mükemmel alınması, abdestle musallat olmak isteyen şeytana karşı bir set olacaktır.

Yine tadil-i erkânına uyularak eda edilen bir namaz, namaza musallat olmak isteyen şeytana karşı bir muhafazadır. Hatta sadece namazdaki secde bile tek başına şeytanı uzaklaştırmaya yetecek bir potansiyel iken, onun hakkının verilmemesi, gücünü azaltacaktır.

Evet, biliniyor ki, şeytanlara karşı bizi koruyan melekler bulunmaktadır. Ancak onların bizi korumalarına da bizim yardımcı olmamız gerekmektedir. Meselâ, melekler bizleri korumak için bizden samimiyet, haya, edep, ciddiyet gibi davranışları bekliyor, biz de onları yerine getirmezsek, korumadan kendi irademizle çıkmış oluruz.

Elbette bu asırda ciddî bir hücum var ve insan da bu düşman saldırılarına karşı bir tedbir almazsa veya alınmış tedbirleri aklın gereği olarak uygulamazsa, o zaman yaralanması kaçınılmaz olacaktır.

Gençlik döneminde, genç, dinç, sağlam ibadetler yapabilmek için, güçlü bir iman gerekmektedir. Güçlü bir iman, kişiyi her türlü olay karşısında çekingen, ürkek veya bezgin bir ruh haletinden koruyacaktır.

Geceleri kıyamla, namazla, dua ve zikirle ihya edilir ve gündüzleri de oruç tutulur, nefsin istek ve arzularına karşı tutuklanır, terbiye edilir ve ıslah edilirse, işte o zaman gençliğin hakkı verilmiş olur ki bu, kişiyi maddî ve manevî pek çok tehlikeden koruyan ve insana yaşama sevinci veren bir sonuca dönüşür. Hakkıyla yapılmış ibadetlerde, insan ruhen bir tekâmül süreci yaşar ve ibadetlerin verdiği ruh hali ile dünyanın en erişilmez sevinçleri hasıl olur.

İşte o kıymet ve şerefi hissetmek de o ibadetin ruhuna uygun, o ibadeti yapmaktır.

Tam bu noktada genç ibadetlerine, ne de çok ihtiyaç bulunmaktadır.

Gencin, kendisinden küçüklere model ve kendisinden büyüklere de dualara vesile olma imkânı söz konusudur.

Ne mutlu, kendini, Rabbinin iftihar ettiği gençlerden yapabilenlere!..

Henüz bu süreçte olanlara da dualar etmek gerekiyor.

Tabiî ki, böyle genç modellerin oluşumuna da büyüklerin, imkân sahiplerinin katkılarda bulunmaları gerekmektedir. Yani yatırım yapmadığımız bir şeyden, sonuç beklemek anlamsızdır.

Millet olarak kulluk niteliğimizin artması, genç ibadetlilerimizin sayısının ve niteliğinin artması ile mümkündür.

Haydin gençler!

Genç ibadetler yapmak duasıyla...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun