Şehitleri yıkamayınız. Çünkü her yara ve her kan damlası kıyamet günü etrafa misk kokusu yayar, hadisinin kaynağı nedir?

Tarih: 17.09.2015 - 08:50 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Bir de Bakara 156. ayet ile (yani şehitlerin ölmediği ile ilgili ayet) şehitlerin yıkanmamalarının bir bağlantısı olabilir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

 “Muhammed’in canı elinde olan Allah’a yemin ederim ki, kim Allah yolunda yaralanırsa -ki Allah kimin O’nun yolunda yaralandığını bilir- kıyamet günü yaraları -yaralandığı gün gibi- akar bir halde gelir, onun rengi kan rengidir, kokusu ise mis kokusudur.” (Müslim, İmare, 103/1876; bk. Buhari, Vudu’, 67)

- Hz. Peygamber (asm) Uhud şehitleri için şöyle buyurdu:

“Onları kanlarıyla defnedin, şüphesiz Allah yolunda meydana gelen hiçbir yara yoktur ki, kıyamet günü geldiğinde rengi kan rengi, kokusu ise misk kokusu olmasın.” (Nesai, Cenaiz, 82)

Fakihler, şehitlerle ilgili ayet ve hadisler ile Peygamber Efendimiz (asm)'in özellikle Uhud şehitleri hakkındaki uygulaması, sahabenin görüş ve uygulamaları ışığında şu hükümlere varmışlardır:

Şehitler yıkanmaz; kanlı elbisesi kefeni sayılır; bu elbise aynı zamanda bir imtiyaz nişanesi ve ibadet eseri kabul edildiğinden üzerindeki kan giderilmez, temiz olmayan başka maddeler ise temizlenir; şehidin üzerinde silâh, kama, kılıç gibi aletler varsa alınır; palto, ceket, ayakkabı gibi kefen olmaya elverişsiz eşyası çıkarıldıktan sonra kalan elbisesi cesedini örtmeye yetmezse kefeni sünnet ölçüsünde tamamlanır, fazlaysa eksiltilir.

Şehitlerin cenaze namazlarının kılınmasında ise farklı görüşler vardır:

Hanefilere göre şehitlerin cenaze namazları kılınır.

Hanbelî mezhebinde tercih edilen görüşe göre farz değil müstehaptır.

Şâfi ve Malikiler’in çoğunluğuna göre ise, bunlar cenaze namazı kılınmadan defnedilir.

Namaz kılınmayacağı görüşü şöyle temellendirilir:

- Şehit Kur’an’ın ifadesiyle diri sayılır, diri üzerine namaz kılınmaz; Hz. Peygamber (asm) de Uhud şehitlerinin yıkanmadan ve namazları kılınmadan kanlarıyla defnedilmesini emretmiştir.

- Cenaze namazı günahların affına vesile olması için kılınır, şehid ise bütün günahlardan temizlendiğinden buna ihtiyacı yoktur. (Şîrâzî, el-MühezzebI, 135; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, I, 349)

Karşı görüşün delilleri de şöyledir:

Resûlullah’ın şehitler için namaz kıldığına dair hadisler vardır. Şehidin diri sayılması ahiret hükümleri bakımından olup dünyevî hükümler bakımından ölü sayılır, nitekim mirası taksim edilmekte ve karısı iddeti bittikten sonra evlenebilmektedir. Günahlardan arınmış olsa da şehidin müminlerin duasına ihtiyacı vardır. (Kâsânî, Bedâi, I, 324-325)

İbn Hazm, şehitler için hem namaz kılındığına hem de kılınmadığına dair rivayetleri sahih kabul ettiğinden her iki uygulamanın caiz olduğunu söyler.

Şevkânî, başta Uhud şehitlerine dair hadisler olmak üzere ilgili hadislerden hareketle, fakihlerin şehitlik konusundaki görüşlerini aktardıktan sonra Uhud şehitleri dışında Hz. Peygamber (asm)’in Bedir’de ve diğer savaşlarda şehit edilenler için namaz kıldırıp kıldırmadığına dair hadis bulunmadığını belirtir. (Neylü’l-evtâr, IV, 51)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun