Altkategoriler
Makaleler
- Cennette rü’yet yani Allah’ı görme olacak mıdır? Rü’yet hakkında İslâm alimlerinin görüşü nasıldır?
- Bir ömür boyu O’nun yarattığı şu kâinattan, yine O’nun ihsan ettiği beden ile istifade eden ve her biri ayrı bir ilâhî ihsan olan akıl, kalp ve hissiyatıyla nice hakikatlere muhatap olan insanoğlu, kendisini bu kadar lütuflara gark eden Rabbini görmeyi elbette aşk derecesinde arzu ediyor.

- Allah her an her yerde hazırdır ve bize şah damarımızdan daha yakındır. O halde Kur’an’da “Allaha döndürüleceksiniz” gibi ayetlerde geçen “rücu”, yani “Allah’a dönme” ne demektir?
Rücu kelimesinin sözlük anlamı, geri dönmedir. Rücu ile ilgili âyet-i kerimeler, “Sonunda bize döndürüleceksiniz.” Yahut, “Sonra da döndürülüp, Ona götürüleceksiniz,” şeklinde biter. Her işini Allah’ın kendisine verdiği kuvvet ve kudretle ve diğer imkanlarla gören insanoğlunun, Rabbinin tasarrufu dışına çıktığı bir tek an dahi düşünülemeyeceğine göre rücuyu nasıl anlayacağız? 
- Allah kendisinden büyük bir varlık yaratabilir mi?
Bu sorunun hedefi inançları sarsmak, saf zihinleri bulandırmak, masum ve körpe dimağlara zehir akıtmaktır. Bir akrep kıskacı olan bu demogojik soru ile insanlar zehirlenmek istenmektedir. Eğer bu soruya "Evet" diye cevap verilse o zaman "Demek ki sizin Rabbiniz yarattığı şeyden güçsüzdür." denilecek. Eğer, "Hayır" diye cevap verilse, o zaman da "Demek ki sizin Rabbiniz âcizdir." denilecektir. 
- Allah'ın varlığının delilleri nelerdir?
Bir harf kâtibini, bir iğne ustasını bildirdiği gibi, bu varlık alemindeki her mahluk da kendisini yaratanı çok cihetle bildirir ve gösterir. Bunun içindir ki, “Allah’ın varlığının delilleri mahlukatın sayısı kadardır, hatta daha da fazladır,” buyrulmuştur. 
- Bütün varlıkları Allah yarattı; öyleyse -haşa- Allah'ı kim yarattı?
Bir an için O Vâcib-ül Vücud hakkında böyle bir soru sorulduğu farzedilse, o zaman bu soru o noktada kalmaz. Yâni Cenâb-ı Hakk'ı yarattığı vehmedilen o halikın da bir halikı, onun da halikı... sorulur. Böylece soru silsile haline sonsuza kadar gider. O hâlde bu sorunun mahiyeti muhale, imkânsızlığa dayanır ve böyle bir soru sorulamaz. 
- Allah, kainatı yaratmadan önce ne yapıyordu?
Bu sorunun temelinde "zaman" ve "ezel" kavramlarının yanlış değerlendirilmesi yatmaktadır. İnsan zaman ve mekân içerisinde yaşadığı için her hâdise ve hakikati zaman ölçüsüne göre değerlendirmekte ve ezel kavramını da zaman içinde düşünmekle yanlış bir kıyas yapmaktadır. İşte yukarıdaki soru böyle bir yanlış kıyasın mahsulüdür. 
- Allah’ın zatını, aklımızla anlayabilir miyiz?
Akıl, Allah’ın zatının varlığını bilir, ancak mahiyetini bilemez. Henüz kendi mahiyetini bilmeyen insan aklının, böyle bir yola girmesi onu ancak şirke düşürür. Çünkü Allah’ın zatı hakkında her ne düşünse bunlar onun kendi düşüncesinin mahsulüdür. İnsan ancak Allah’ın yarattığı şu varlık alemini anlamaya çalışabilir, Onun mahlukatını tefekkür edebilir; zatını değil. Onun zatının kutsî mahiyetini ancak kendisi bilir. 
- Allah’ı bu dünyada niçin göremiyoruz?
İnsan gözünün kainatta mevcut ışınların ancak % 2.5 kadarını görebildiği tespit edilmiştir. Bu göz ile bu alemde bütün nuranî varlıkları yaran Allah’ın görülmesini beklemek, en azından, fizik kanunlarına zıt bir anlayış olur. Konunun bir başka yönü de insanların bu dünyada imtihan olmalarıdır. Allah’ın görünmesi bu imtihan sırrına da ters düşer. 
- Bir olan Allah aynı anda her şeyi nasıl bilir ve yapar?
İnsan bir anda iki yöne bakamayan gözlerini, iki ayrı konuya birlikte düşünemeyen aklını, bir anda iki şey dileyemeyen iradesini kısacası hepsi noksan ve cüz’î olan kendi sıfatlarını ölçü aldığında, bütün sıfatları sonsuz, küllî ve mutlak olan Allah’ın icraatlarını elbette anlayamaz. Bu noktada hayret etmesi gerekirken nefis ve şeytanın birlikte gayretleriyle bazen inkar yoluna saptığı olur. 
- Allah bize şah damarımızdan daha yakın olduğuna göre Ona yaklaşmayı nasıl anlamamız gerekiyor?
- Soruda geçen “yakın” ve “yaklaşma” ifadelerinin mesafe ve mekânla bir ilgisi yoktur. Allah’ın kuluna yakın olması, onun her türlü ihtiyaçlarını bizzat görmesi, bütün hücrelerinde her türlü icraatı kudret ve ilmiyle yapması, ona kendi nefsinden daha merhametli olması gibi manalar taşır. Kulun Allah’a yaklaşması ise onun razı olduğu bir kul olma vadisinde attığı adımlarla ilgidir. İmanındaki inkişaf, ilmindeki terakki, amelindeki ihlas onu Allah’a yakınlaştıran vasıtalardır.

- Tevhid ne demektir?
Tevhid: “Birlemek” “ Allah’tan başka ilâh olmadığına inanmak.” “Lâ ilâhe illâllah sözünü tekrarlamak” manalarına gelir. Tevhid denilince akla hemen “lâ ilâhe illâllah” kelamı gelir. Bu kelama kelime-i tevhid denilir ve Allah’tan başka hak mabut olmadığını ifade eder. 
- Allah’ın sıfatlarının her şeyi kapsadığını nasıl anlayabiliriz?
Allah’ın bütün sıfatları mutlak, sonsuz ve muhittir. Mutlak, o sıfatları bir başka sıfatın engellemesinin düşünülemeyeceği, meselâ Onun kudretinin faaliyetini bir başka kudretin engelleyemeyeceği anlamına gelir. Sonsuz ise o sıfatlar faaliyet göstermekle onlarda bir eksilme olmayacağı manasınadır. Ne kadar çok eşya yaratırsa yaratsın kudreti yine sonsuzdur. 
- Marifetullah ne demektir?
Marifet, tanıma, bilme demektir. Marifetullah, Allah’ı Kur’anın bildirdiği gibi tanıma, sıfatlarını, isimlerini ve bunların sonsuz kemalde olduğunu bilme, İlâhî hakikatlere vakıf olma, şeklinde özetlenebilir. 
- “Allah, insanı Rahman suretinde yarattı.” hadis-i şerifi nasıl anlaşılmalıdır?
Maddeden münezzeh olan Allah suretten de münezzehtir. Nitekim, Hadis-i Şerifte, “Allah insanı kendi suretinde yarattı.” denilmemiştir. Burada esas olan Allah’ın rahmetine dikkatleri çekmek ve İlâhî rahmetin en fazla insanda tecelli ettiğini ders vermektir. 
- “Her şeyin melekûtu Allah’ın elindedir.” ayeti nasıl anlaşılmalıdır?
Risale-i Nur eserlerinde geçen “her şeyin dışına mülk, içine ise melekût denir” ibaresinden öğrendiğimize göre, şu görünen şehadet âlemi, aynı zamanda mülk âlemidir. Görünmeyen emir âlemi, melâike âlemi, âhiret âlemi gibi bütün âlemler de melekût ile ifade edilirler. 
- Allah’ın sıfatları nelerdir?
İlâhî sıfatlar, zatî ve sübutî olmak üzere iki gruba ayrılıyor. 
- Cenâb-ı Hakk'ın, yetmiş bin perde arkasında olması, ne demektir?
Yetmiş bin perde, İlâhî sıfatların ve isimlerin tecelli mertebeleri ve mahlûkat âleminin tabakaları manasına gelir. Perdenin görünmeye engel olma manası olduğu gibi, görüntü mahalli manası da vardır; evimizin perdeleri birinciye, sinema perdeleri ikinciye misaldir. Soruda geçen perde kelimesi ikinci manada kullanılmıştır. Her varlık bir perdedir, onda Allah’ın Hâlık (yaratıcı, var edici) ismi okunur. Hayatlar bir perdedir Muhyi (hayat verici) ismini gösterirler. İlâhî isim ve sıfatların sonsuz tecelli mertebeleri vardır. Bunların her biri bir perdedir. 
- Küllî irade ve cüz’i irade ne demektir?
Küllî irade , sonsuz işleri birlikte dileyebilen ilâhî iradedir. Cüz’i irade ise bir anda ancak bir şey dileyebilen, iki şeye birlikte taallûk edemeyen insan iradesidir. 
- Allah mekândan münezzehtir; hâlbuki bazı ayetlerden hareketle Allah’ın göklerde olduğu iddia ediliyor. Bunu nasıl açıklarsınız?
Arap ve İbrani dillerinin temel bir özelliği olan sembolik deyimleri bilmeyen bazı kimseler , Kur'an'da geçen bir kısım ifadelerden yola çıkarak Allah'a mekân isnat etmeye kalkışmışlardır. 
- Allah nerededir?
“Nerede?” sorusu, mekân tutan varlıklar için sorulabilir. Bunlar da maddî varlıklardır. Mekân madde olduğu gibi onda yer tutanlar da maddedirler. Mekânı ve maddeyi yaratan ve bir ismi Nur olan Allah hakkında böyle bir şey düşünülemez.. Kaldı ki, mahluklar içinde bile, mekânla kayıtlı olmayanlar vardır. Bunun en yakın misali kendi ruhumuzdur. 
|
| Son Cevaplanan Sorular |
Soru (Kategori / Kullanıcı)
| Cevaplanma (Tarih / Saat) |
Bazı kimseler “Allah Rahman ve Rahim ise, neden insanları akıl almaz işkencelerle diri diri yakıp cezalandırıyor " diyorlar. Nasıl cevap vermeliyiz? (Allah / Fakir76) |
27-Ocak-2010 08:18:09 |
Allah'ın isimlerinden olan Ferd ne demektir? Ferdiyet ne anlama gelir? (Allah / kobra) |
22-Ocak-2010 11:24:48 |
Allah'ta ruh ne demektir? Ruhî=ruhum, ruhihî=ruhu, nuhuna/ruhana/ruhina = ruhumuz, Ruhullah, Ruhumuzdan üfledik, ondan bir ruh, gibi ifadeler nasıl anlaşılmalıdır? (Allah / ahmetmetin) |
20-Ocak-2010 09:47:09 |
Rabbimiz tevazu gösterir mi? Onun tevazu göstermesi gibi bir şey olabilir mi? (Allah / sercihal) |
21-Ocak-2010 09:08:11 |
İnsanların cehenneme veya cennete gitmesi Allah’a ne kaybettirecek veya ne kazandıracak? İnsanlar oynanan bir oyunda oyuncak mı? (Allah / hergün) |
20-Ocak-2010 08:02:49 |
Allah, peygamberlerine küser mi? (Allah / mustür) |
09-Ocak-2010 09:53:45 |
Zat-ı ilahi, Lafza-i celal, Şuunat, Sıfât, Esma ve Ef'al kavramlarını örneklerle açıklar mısınız? (Allah / cicekkerem) |
06-Ocak-2010 10:11:17 |
“De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!” (43/81) ayetinde geçen ''evvelül âbidîn''in ''karşı gelenlerin ilki'' anlamına da geleceği iddiası doğru mudur? (Allah / emreqersi) |
05-Ocak-2010 08:06:38 |
Sonsuz merhamet sahibi olan Allah, niçin kullarını cennet için sınava tabi tutuyor da direk cennete koymuyor. O zaman dünyadaki zulüm ve haksızlıklar da olmazdı? (Allah / zzcrmes) |
09-Aralık-2009 12:47:28 |
Şöle bir uzun hadisi şerif vardı kıssasını yazıyorum hesap gününde yani kıyamette Allah ile arada bir türcüman yani aracı olmadan konuşucakmışız yani biz Allahımızı kıyamette görücekmiyiz yoksa biliyoruz cennete görücez ama kıyamette sadece sesinimi (Allah / anonim) |
21-Kasım-2009 07:53:47 |
| Arşiv | Bugün cevaplanan tüm sorular |
|