Şafi mezhebine göre kadınlara özel haller ile ilgili hükümler nelerdir?

İçindekiler

 

Kadınlara mahsus özel haller; hayız, nifas ve istihâze olmak üzere üç çe­şittir.

 

1. Hayız Hali

Kanama gerektiren bir hastalığı bulunmayan, dokuz veya daha yukarı yaştaki bir kadının doğum sebebi olmaksızın tenasül organından kan akma­sına hayız (âdet veya aybaşı) hali denir. Hayız halinin en az süresi bir gün bir gece, en uzun süresi ise on beş gün on beş gecedir.

 

Hanefî mezhebine göre bu sürenin en azı üç gün üç gece, çoğu ise on gün on gecedir.

 

Bir gün bir geceden az süren kanamayla on beş günden fazla süren ka­nama hayız değildir. Bu, bir özür veya hastalıktan kaynaklanan kanamadır. Bu durumda kadının âdetine itibar edilmez. Hayız kanamasının süresiyle ilgili olarak Hz. Ali'nin şöyle dediği rivayet edilir: "On beş günü geçen kanamalar­da akan kan, istihâze (özür ve hastalık) kanıdır." (Cezîrî, Mezâhib, 1/128.)

 

Genelde hayız hali altı-yedi gün sürer. Hamne bin Cahş adındaki bir ka­dın, âdet süresini sorduğunda Hz. Peygamber kendisine şu cevabı vermiştir:

 

"Allah'ın ilminde (ki takdirine göre) altı ya da yedi gün âdet görür, sonra gusledip yirmi dört ya da yirmi üç gün ve gece (sürecek olan temizlik döne­minde) namaz kılarsın. Bu senin için yeterli olur. Kadınların âdet vaktinde ha-yız görmeleri ve temizlik dönemlerinde de temiz kalmaları süresine göre her ay böyle yap.’’ (Ebû Davud, Taharet, 120.)

 

Hayız kanı, siyah rengi, şiddetli akışı ve pis kokusu ile istihâze kanından ayırt edilir. Âdet süresi içinde kalmak kaydıyla kanamanın kesintiye uğradığı süreler de hayız hali sayılır. (Zühaylî, el-Fıkhül-İslâmî, 1/619.)

 

Hayızdan Temizliğin Süresi Hayızdan temizliğin en az süresi on beş gündür. Bir kadın hayız kanama­sı görür, söz gelimi aradan üç gün geçtikten sonra kanaması durur, bu dur­gunluğun üzerinden on dört gün geçtikten sonra yeniden kanama başlarsa bu, hayız kanı sayılmaz. Temizliğin iki hayız kanaması arasında oluşu şöyle açıklanabilir:Bir kadın hayız kanaması görür, normal âdetinin bitiminde kanaması du­rur, bahsedilen temizlik süresi geçtikten sonra yeniden hayız kanaması baş­larsa, arada geçen bu temizlik dönemi iki hayız arasındaki temizlik süresi olur.Hayız kanamasıyla nifas kanaması arasındaki temizlik döneminin alt sı­nırı yoktur. Diyelim ki nifas (lohusalık) halindeki bir kadının kanaması durur, bu durgunluk sadece bir gün sürse bile sonra yine kanaması başlarsa bu ikin­cisi hayız kanaması sayılır.

Hayızdan temizlik süresinin üst sınırı yoktur. Meselâ bir kadın kendisinde hayız kanaması görmeye başlar, bu âdetinin bitiminde kanaması kesilir de ar­tık bir daha ömür boyu kanama görmeyecek olursa bu kadın temiz sayılır. Bu­nun yanında bir kadın bir gün süreyle kanama görür, sonra bu kanaması durur; aradan bir gün geçince kendinde yine kanama görürse, arada geçen bu kesinti süresince hayızlı sayılır.

 

2. Nifas Hali

Doğumun gerçekleşmesi ve rahmin çocuktan tamamen boşalmasından sonra kadından akan kana nifas (lohusalık) kanı denir. Bu kanama doğumdan sonra olur. Ama doğumun gerçekleşmesinden on beş gün veya daha fazla bir süre sonra görülen kanama nifas değil, âdet kanıdır. Doğum sancılarından önce akan kanlarla doğum esnasında akan kanlar, nifas kanı olmayıp başka kanlardır.

 

Hanefî mezhebine göre doğum esnasında çocuğun vücudunun çoğu dı­şarı çıkmış ise akan kan nifas kanıdır.

 

Bu esnada kadın eğer âdet döneminde ise akan kan âdet kanıdır. Ama âdet döneminde değilse bu bir hastalıktan ötürü akmakta olan kandır.Kadının karnı yarılarak (sezeryanla) çocuğu çıkarılacak olursa kadın bu durumda lohusa sayılmaz. Ama doğumla sona erecek bir iddet beklemektey-se, iddeti bu operasyonla sona erer.Düşük yapan kadın da lohusa sayılır. Düşürdüğü şey henüz insan sure­tine bürünmemiş bir et parçası veya kan pıhtısı olur da doğum uzmanları, dü­şürülen şeyin insan aslı olduğunu söylerlerse, kadın yine lohusa sayılır.İkiz doğuran bir kadının lohusalık (nifas) hali, ikinci doğumdan itibaren başlar.

 

Hanefî mezhebine göre ise ikiz doğuran kadının nifas süresi, birinci do­ğumdan itibaren başlar.

 

Birinci doğumdan sonra görülen kanlar nifas kanı sayılmaz. Bu kanama hayız dönemine rastlarsa hayız kanı, hayız dönemine rastlamazsa hastalık ve özür kanıdır.Nifas süresinin alt sınırı yoktur. Kadın bir an kanama görmekle bile nifas-lı olur. Doğumdan hemen sonra kanı kesilen veya kansız doğum yapan kadı­nın nifası da hemen tamamlanmış olur. Bu durumda olan kadınlar, temiz hal­de yapılabilecek her işi yapabilirler.

Nifasın en üst sınırına gelince bu altmış gündür. Ama çoğunlukla da kırk gündür. Nifas kanamaları arasına giren temizlik süresi on beş günü aşarsa bu kesinti, temizlik hükmünde olur. On beş günden az olursa nifas hükmünde olur. Bundan sonra görülen kanlarsa hayız kanıdır.

 

Hanefî mezhebine göre ise nifas süresi zarfında görülen kesintiler on beş gün kadar olsa bile nifastır.

 

Doğumdan sonra hiç kanama görülmez de on beş güne kadar temiz ka­lınırsa, arada geçen bütün zaman boyunca kadın temiz sayılır. Bundan son­ra görülen kanlar hayız kanlarıdır. Bu durumdaki kadın lohusalık görmemiş olur.

 

3. İstihâze Hali

Hayız ve nifas zamanları dışında kadının rahminden akan kana istihâze kanı denir. Âdet görmeye yeni başlayan istihâze halindeki kadın, kanları bir­birinden ayırt edebiliyorsa (mümeyyize ise) bunun gördüğü kan, kuvvetlice akıyorsa, hayız kanıdır. Ancak bunun hayız kanı sayılabilmesi için bir gün bir geceden az, on beş gün ve on beş geceden de fazla sürmemesi gerekir. Bu durumdaki kadının görmekte olduğu zayıf şiddetteki kanamalar, hayız olma­yıp temizlik hükmüne dahil olurlar. Ancak bu zayıf kanamanın da, temizlik sü­resinin alt sınırı olan on beş gün ve on beş geceden az olmaması ve akışının da peş peşe olması şarttır.Kadın bir gün siyah, bir gün de kırmızı kan aktığını görürse, kanları birbi­rinden ayırt etme şartını yitirmiş olur. Eğer bu iki durumda ayırt etme şartı bo­zulursa, hayız süresi bir gün bir gece olarak takdir edilir; ayın geri kalan kıs­mında temiz sayılır. Nitekim yeni âdet görmeye başlayan (müptedie) bir ka­dın, kuvvetli kanla zayıf kanı birbirinden ayırt edemiyorsa bu uygulamaya baş­vurur. Eğer ayırt edebiliyorsa kuvvetli kanı hayız sayılır. Ama kuvvetli kanla zayıf kanı birbirinden ayırt edemiyor, âdetinin de ne zaman başlayıp ne za­man sona ereceğini biliyorsa, bu durumda âdetine göre hareket edilir. Âdet süresi içindeki kanamalar hayız, âdet süresi dışındaki kanamalar ise istihâze sayılır.Kendisinde istihâze kanamaları görülen kadın, özürlü kimseler hükmün­dedir. Bu durumdaki kadınlar, hayızlı ve nifaslı kadınların yapamayacakları şeyleri yapabilirler. Örneğin namaz kılabilir, Kâbe-i Muazzama'yı tavaf edebi­lir, Mushaf-ı şerife el sürebilir, itikâfa girebilir ve Kur'ân-ı Kerîm okuyabilirler.

 

Hayızlı ve Nifaslı Kadının Yapamayacağı İşler

Cünüp kişinin yapması haram olan işleri, hayızlı veya nifaslı kadınların da yapması haramdır. Meselâ namaz kılamaz, tilâvet secdesi yapamaz, Mus-haf-ı şerife el süremez, mescide giremez, Kabe'yi tavaf edemez, itikâfa gire­mez, Kur'ân-ı Kerîm okuyamazlar. Bunlara ek olarak bazı şeyler daha yapa­mazlar ki, onları da detaylarıyla birlikte şöyle sıralayabiliriz:

 

1.  Hayızlı veya nifaslı kadın, âdeti veya lohusalık süresi sona erdiğinde gusledip temizlenmelidir. Ama âdeti veya lohusalığı sona ermeyip devam et-mekteyse, bu kanamalardan dolayı temizlik için gusletmesi ya da abdest al­ması haramdır. Yalnız bu haldeyken bile cünüplükten kurtulmak, ihrama gir­mek veya Mekke-i Mükerreme'ye girmek için gusletmesi caiz, hatta müstehap olur.

 

2.  Hayızlı veya nifaslı kadın namaz kılamaz. Nitekim bir hadis-i şeriflerin­de sevgili Peygamberimiz bir kadına hitaben şöyle buyurmuştur: "Hayızkana­ması başladığında namazı bırak." (Müslim, Hayız, 14)

 

Bu haldeyken kılınmayan namazlar, temizlik dönemine girildiğinde de ka­za edilmezler. Kadınlar bu hale sık sık mâruz kaldıklarından dolayı, kılama­dıkları namazları kaza etmeleri onlar için çok zor olur. Bu yüzden özel haldey­ken kılamadıkları namazlarını daha sonra kaza etmekten muaf tutulmuşlardır. Kaza ederlerse, mekruh bir fiil işlemiş olurlar.

 

3.  Hayız veya nifas halindeyken kadınların oruç tutmaları haramdır. An­cak tutamamış oldukları oruçları, temizlik dönemine girdiklerinde kaza etme­leri gerekir. Bununla ilgili olarak Hz. Âişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:"Resûlullah'ın zamanında âdet görürdük. (Temizlik dönemine girdiğimiz­de), tutamamış olduğumuz oruçları kaza etmemiz emredilirdi, ama kılamadı­ğımız namazları kaza etmemiz emredilmezdi." (Buhârî, Hayız, 20; Müslim, Hayız, 67.)

 

Oruç, namaz gibi sıkça tekrarlanan bir ibadet olmadığından, özel haldey­ken oruç tutamayan kadınların, temizlik dönemine girdikten sonra bu oruçla­rını kaza etmeleri gerekir.

 

4.  Hayız veya nifas halindeyken kadınların Kabe'yi tavaf etmeleri haram­dır. Nitekim Hz. Âişe hacca giderken Mekke yakınlarında âdet görmeye baş­layınca, bunun hac ibadetine engel olacağı endişesiyle ağlamış, bunun üzerine sevgili Peygamberimiz ona şu yolu tavsiye etmiştir: "Hac eden kişinin her yaptığını yap, sadece Kabe'yi tavaf etme."(Tecrîd-i Sarih Tercemesi, 1/217.)

 

5.  Hayız veya nifas halindeyken kadınlar Mushaf-ı şerife el süremez, ez­berden de olsa Kur'ân-ı Kerîm okuyamazlar. Temiz olmayanların Kur'ân-ı Ke-rîm'e el süremeyecekleri şu âyet-i kerîmede de ifade edilmektedir: "Ona an­cak temiz olanlar dokunabilir." (Vakıa 56/79.)

 

Bu hususta sevgili Peygamberimiz de şöyle buyurmuştur: "Aybaşı halin­deki kadın ve cünüp olan kişi Kur'ân-ı Kerîm'den hiçbir şey okuyamaz.’’(Tirmizî, Taharet, 98; İbn Mâce, Taharet, 105.)

 

Ancak yangından, suya düşmekten, pislik bulaşmasından veya bir kâfirin eline düşmesinden kurtarmak söz konusu olduğunda özel haldeki kadınların veya cünüp kişilerin Kur'ân-ı Kerîm'i ellerine almaları vacip olur.Açıklama kısmı Kur'an âyetlerinden daha fazla olan tefsir kitaplarını da ellerine almaları caizdir. İmam Mâlik ve Ahmed b. Hanbel'e göre hayızlı veya lohusa olan kadınlar el sürmeden ezbere veya yüzünden Kur'ân-ı Kerîm'i okuyabilirler. (Fethul-İnâye, 1/217.)

 

İmam Mâlik bu durumdaki öğretici ve öğrencilerin Kur'ân-ı Kerîm'i tutma­larını da öğretme ve öğrenme zaruretine binaen caiz görmüştür. İbn Hazm ise, hayız ve loğusa olan kadınlarla cünüp olan kimselerin hem Kur'ân-ı Ke­rîm'i tutmalarının ve hem de okumalarının caiz olduğunu söylemiştir.(İbn Hazm, el-Muhallâ, 1/94.)

 

Bu görüşler birlikte değerlendirildiğinde, Kur'an okumaya veya araştırma yapmaya ihtiyaç duyan kadınların, dinin asıl kaynağı olan Kur'an ile irtibatını kesmemek amacıyla hayız ve nifas hallerinde Kur'ân-ı Kerîm okumalarına ruhsat verilebilir.

 

6.  Hayız veya nifas halindeki kadının mescide girmesi, orada beklemesi ve içinde itikâf yapması haramdır. Bu yasakla ilgili olarak Hz. Peygamber şöy­le buyurmuştur: "Mescidi hayızlı kadına ve cünüp kişiye helâl kılmam." (Ebû Davud, Taharet, 94.)

 

Ancak bu durumdaki kadınların ve cünüp kişilerin, etrafı kirletmeyecekle­rinden emin olmaları şartıyla mescidin bir kapısından girip öbüründen çıkarakmescidin içinden geçmeleri caizdir. Bununla ilgili bir rivayette şöyle denmek­tedir:Hz. Âişe naklediyor: Resûlullah (s.a.v), "Bana, mescidden humrayı ge­tir (Humra, lif ve benzeri şeylerden yapılan avuç içi büyüklüğünde bir dokuma olup Şiîler, onun üzerine secde ederler.)

dedi. Ben de, "Hayızlıyım" deyince bana, "Hayzın elinde değildir ki' diye cevap verdi.( Müslim, Hayız,11; Ebû Davud, Taharet, 104; Tirmizî, Taharet, 101; Nesâî, Hayız, 18.)

 

7.  Hayızlı veya nifaslı kadınla kocasının cinsel ilişkide bulunması ya da göbek ve diz arası kısımla oynaşması haramdır. Bu yasak Kur'ân-ı Kerîm'de de yer almaktadır: "Aybaşı halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın." (Bakara 2/222.)

 

Bu yasak, kadının özel halinin sona erip gusletmesine kadar devam eder.

Hanefîler'in bu konudaki görüşleri biraz farklıdır. Şöyle ki:

a)  Âdet kanaması on günden önce kesilirse, kadın gusletmedikçe veya su bulamadığı için teyemmüm etmedikçe bu yasak devam eder. Ama guslet­mez de üzerinden tam bir namaz vakti geçerse yasak sona erer. Çünkü bu durumda kadın, artık hükmen temizdir.

b)  Kanama, kadının normal âdet süresinden önce ama üç günden fazla bir sürede sona ererse, gusül yapsa bile, normal âdet süresi geçmedikçe ya­sak ortadan kalkmaz.

c) Kanama, on günlük sürenin dolmasından sonra kesilirse -kadın guslet-mese bile- yasak artık sona ermiş olur.

8. Âdet halindeki kadını boşamak haramdır. Bu durumdaki boşama, sün­nete uygun olmayan bid'at bir boşama şeklidir. , (Zühaylî, el-Fıkhü'l-İslâmî, 1/622-631.)

 

Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, karısını adetliyken boşadığında Hz. Ömer du­rumu Peygamber Efendimiz'e anlatınca Resûlullah bunu onaylamamış ve şöyle buyurmuştur: "Ona, eşine dönmesini emret. Sonra (illa da boşayacak­sa) eşini temizlik döneminde veya hamile iken boşasın." (Müslim, Talâk, 1.)

 

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Kategori:
Okunma sayısı : 50.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun