Allah, kendi kendini hamd, tenzih ve tesbih eder mi?

Tarih: 21.02.2014 - 04:53 | Güncelleme:

Soru Detayı

- "Allah, kainatı yaratmadan önce ne yapıyordu?" adlı yazınızda, Allah’ın ezelde kainatı yaratmadan önce kendisini hamd, tenzih ve takdis ediyordu, denildi. Bunun Kuran ve Sünnette delili nedir? Neden ezelde kendisini tesbih ve takdis ediyordu?

- Anladığım kadarıyla hamd, tesbih ve takdis etmek biz mahlukat için bir ibadettir ve bununla acizliğimizi ve Allah’ın azametini ifade ediyoruz. Ama Allah neden kendisini tesbih, takdis ve hamdediyor?

- Yani kulları tarafından kendisine Yaratıcı olduğu için tesbih, takdis ve hamd edilir. Ama Yaratıcının kendisi niçin kendisine hamd, tesbih ve takdis ediyor, bunun hikmeti nedir? Bana çelişki gibi geliyor diye vesvese var. Acaba bu Allah’ın ezeli bir sıfatı mıdır veya müteşabih bir ifade midir?

- Ben Internette ve kitaplarda araştırdım ama Kuran ve Sünnet'ten Allah’ın ezelde kendisini tesbih, takdis ve tenzih ettiğinin delillerini bulamadım. Kaynağı nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Sitemizdeki ifade şöyledir:

“Cenâb-ı Hak ezelde, kendi Zâtını, ulûhiyyetine mahsus izzet ve azametini, cemâl ve kemâlini bizzat müşahede ediyordu. Kudsî Zâtını ulûhiyetinin şanına uygun bir surette hamd, tenzih ve takdis ediyordu.”

- Allah’ın kendi kendini hamdettiğini, tenzih ettiğini ve tesbih ettiğini Kur’an’dan öğreniyoruz:

a) Kur’an’ın ilk suresi “Alemlerin rabbi olan Allah’a hamdolsun.” diye başlamıştır.

Burada her şeyden önce Allah kendi kendine hamd etmektedir. Keza, Enam, Kehf, Sebe ve Fatır sureleri de hamd ayetiyle başlamaktadır. Ayrıca bir çok ayette de Allah kendine hamd etmektedir.

- Hamdin önemli iki manası var: Biri, mutlak manada övmek, kemal ve cemali methüsena etmektir. Diğeri ise, “şükrü örfi” adını alır ve bir nimetin karşılığında yapılır.

Allah’ın kendine hamdetmesi birinci mana itibariyledir. Bunun manası, elbette Allah’ın her gün -söz gelişi- bin defa “elhamdulillah” diyerek kendine hemdetmesi demek değildir. Bunun anlamı: Allah’ın Zat-ı akdesinin müşahede ettiği cemal sıfatlarını güzelliklerinin her türlü hamd-u sena ve övgüye layık olduğunu görmesi ve bilmesidir.

b) Allah’ın Zat-ı akdesinin celal, cemal ve kemal sıfatlarının eşsiz mükemmel, her türlü kusurdan münezzeh olduğunu görüyordu ve onları (bizim gibi sayı olarak değil, ilmi teveccühüyle, tahsiniyle, takdiriyle), hamd ediyor, tenzih ediyor ve tesbih ediyordu.

- Yani, Mevla her şeyden önce kendi kemalatını kendisi takdir ediyor ve mükemmelliklerini temaşa ediyordu. Onun bu ezeli ilmi, temaşası, takdir ve tahisini bir nevi  tesbih-tenzih, tahmid, tekbir ve tehlil manasına geliyor.

- Kur’an Allah’ın ezeli kelamıdır. Kur’an’da bu tesbih-tenzih, tahmid, tekbir ve tehlilin varlığı, onların ezelde Zat-ı uluhiyet tarafından kendine layık, şeklini bilmediğimiz bir manada yapıyor olduğunun delilidir.

c) Haşir suresinin son üç ayetinde (22-24) Allah’tan başka ilah olmadığına vurgu yapılarak, tevhid ve tehlilin yapıldığı, Rahman, Rahim, Kuddus, Mütekebbir ve diğer bazı isimlere yer verilmesiyle, Allah’ın celal ve cemal sıfatlarına işaret edilerek tahmid ve tenzihe yer verildiği, “Allah, müşriklerin iddialarından münezzeh ve yücedir.” mealindeki cümleyle de tesbih ve tenzihe vurgu yapıldığını görüyoruz. Bütün bunları Allah kendi kendine yapıyor.

d) Bir hâdis-i şerifte Hz. Peygamber (asm)

"Ben seni hakkıyla methüsena edemem. Sen kendini methüsena ettiğin gibisin."(Ebu Davud, Salat 340; Tirmizi, Da'avat 123; Nesai, Kıyamu'l-Leyl 51)

diyerek, imanını ve kulluk şuurunu seslendirmiştir.

Hz. Peygamber (asm)’in bu ifadesinden de “Allah’ın kendini methüsena ettiğini” öğreniyoruz.  

Bizim “methüsena” diye tercüme ettiğimiz ve hadiste “Sena” olarak geçen kelime, selbi ve subuti her türlü senayı ihtiva etmektedir. Yani bu kelimenin muhtevasında hem hamd hem medih, hem tesbih hem tenzih hem tevhid vardır. Çünkü, Allah’ın gerçek hamd-u senası ancak bunlarla olur.

e) Allah  kendine taktığı isimlerini en güzel isimler; “el-esmau’l-hüsna” olarak nitelemesi, onun kendini tesbih, tahmid, tekbir ve tehlil ettiği anlamına gelir,

 “O’dur Allah, O’ndan başka yoktur ilah. En güzel isimler ve vasıflar O’nundur.” (Tâhâ, 20/8)

mealindeki ayette bu gerçeği görmek mümkündür.

- Allah’ın kendini onlarla takdim ettiği isim ve sıfatlarının hepsinin en güzel, en mükemmel manalar ihtiva etmesi ve bunların hapsinin ezeli olması da Allah’ın ezelde kendini hamdettiği, methüsena ettiği, tesbih ve tenzih ettiğinin göstergesidir. Zira bunlar, Zat-ı Akdesin kendisi için ezelde kullandığı isim ve sıfatlardır.

Konuyu sadece bu ezeli isim ve sıfatlar penceresinden değerlendirsek bile, Allah’ın ezelde kendini tesbih, tenzih, tekbir, tehlil  ve tahmid  ettiğini söyleyebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun